0001-0266 İBNİMACE MUKADDİME


MUKADDİME  HADİSLERİ


Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.
Salat ve selam Efendimiz Hz. Muhammed’e,Aline,Ashabına ve sevenlerine olsun.

1) … Ebu Hureyre ( Radiyallahu anh)’den: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir;

”Size ne emrettimse onu alınız (=ona sarılınız) ve sizi neden nehiy ettimse ondan vazgeçiniz.”

2) … Ebu Hureyre (Radiyallahu anh)’den: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir;

“Ben size bir şey teklif etmedikçe ve sizi bıraktıkça siz de beni bırakınız (= bana soru sormayınız).Çünkü sizden önceki (ümmet)ler,lüzumsuz yere Peygamberlerine çok soru sormaları,sonrada onlara muhalefet etmeleri yüzünden helak oldular.Bunun için ben size bir şey emrettiğim zaman ondan gücünüzün yettiğini yapınız ve sizi bir şeyden nehiy ettiğim za
man ona son veriniz.”

3) … Ebu Hureyre (Radiyallahu anh)’den yapılan rivayete göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki;

“Her kim bana itaat ederse hakikatta Allah’a itaat etmiş olur ve her kim bana isyan ederse  gerçekten Allah’a isyan etmiş olur…”

4) … Ebu Cafer (Radiyallahu anh)’den, şöyle söylediği rivayet edilmiştir;

“İbn-i Ömer (Abdullah) (Radiyallahu anh),Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den bir hadis işittiği zaman o hadisi işittiği gibi aynen tutardı.Onda ifrat ve tefritte bulunmazdı.”

5) … Ebu’d-Derda (Radiyallahu anh)’den, şöyle dediği rivayet edilmiştir;

“Biz fakirliği anlatırken ve ondan duyduğumuz endişeleri belirtirken,Resulullah (sav) çıkıp bu konuşmamız üzerine geldi ve;

“Fakir düşmekten mi korkuyorsunuz? Nefsim kudret elinde olan Allah Tealaya yemin ederim ki,muhakkak surette dünya malı üzerinize akıtılacaktır (= bol bol verilecektir).Öyle (zengin olacaksınız) ki servetten başka hiçbir şey her hangi birinizin kalbini hak yoldan sapıtmayacaktır (Servetinin bolluğu kişinin hak yoldan inhiraf etmesine sebebiyet verebilecektir).Allah Tealaya yemin ederim ki, ben sizleri gecesi ve gündüzü apaydın olması bakımından eşit olan tertemiz gönüllere sahip olarak bıraktım.” buyurdu.

Ebu’d-Derda diyor ki ; “Vallahi Resulullah (sav) doru söyledi.Vallahi gecesi ve gündüzü aydınlık olması bakımından eşit olan tertemiz gönüllere sahip olarak bizi bıraktı.”
6) … Kurret b.Eyas (ra)’den, Resulullah (sav)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir;

“Benim ümmetimden,daima Allah Teala tarafından desteklenen ve onlara yardımcı olmayan halkın zarar veremiyeceği bir cemaat kıyamet kopuncaya kadar hiç eksik olmayacak (ümmetim içinde daima böyle bir taife bulunacak) tır.”

7) … Ebu Hüreyre (ra)  şöyle söylemiştir, Resulullah (sav) buyurdular ki;

“Ümmetimden bir taife daima Allah Teala’nın emrine bağlı kalacak (= ondan katiyyen ayrılmayacak)tır ve kendilerine muhalefet edenler,onlara zarar veremiyecektir.”

… Eba İnebe el-Havlani (ra)’den şöyle demiştir;”Ben Resulullah (sav)’den işittim,buyurdular ki;

“Allah Teala bu dinin mensublarını ilahi emre itaat etme uğrunda çalıştıracak adamı daima onların içinden çıkarır.Böyle adamı eksik etmez.”

9) … Şuayb (ra)’den,şöyle söylediği rivayet edilmiştir;
Muaviye (ra) irad ettiği bir hutbede;”Alimleriniz nerededirler,alimleriniz nerededirler?(söyleyeceği sözlerin alimlerce doğrulanması için bu soruyu yöneltiyor) Ben Resulullah (sav)’den işittim buyuruyordu ki;

“Kıyamet ancak ümmetimden bir taife, insanlara galib olduğu halde kopacaktır.Bu taife ne kendilerine yardımcı olmayanlara ne de yardımcı olanlara bakmıyacaklar (onların davranışına ehemmiyet vermeyecekler)dir.”

10) … Sevban (ra)’den,Resulullah (sav)’in şöyle söylediği rivayet edilmiştir;

“Benim ümmetimden, hak üzerinde, düşmanlarını yener ve muhaliflerinden zarar görmez bir cemaat, Allah (Azze ve Celle)’nin emri (kıyamet günü) gelinceye kadar eksik olmayacaktır.”

11) … Cabir b.Abdillah (ra)’den şöyle söylediği rivayet edilmiştir;
“Biz Peygammer (sav)’in yanında idik. Bir çizgi çizdi.O’nun sağına ve soluna da ikişer çizgi çizdikten sonra mübarek elini ortadaki çizginin üzerine bırakıp, “Bu , Allah’ın yoludur” buyurdu.Sonra bu ayeti okudu;

“Gerçekten bu benim dostoğru yolumdur. Artık O’na uyunuz. Başka yolları takip etmeyiniz.
Sonra bunlar sizi Allah Teala’nın yanından ayırır…” (En’am 153)

12) … El-Mikdam b. Ma’dikerib el-Kindiy (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) buyurdular ki;

“Süslü tahtına –koltuğuna- yaslanmış adama, benim hadislerimden birisi okunur da o (kişi)nin, vaziyetini hiç bozmadan <Bizlerle sizler arasında Allah Teala’nın  kitabı vardır.Ondan bulduğumuz helal şeyleri, helal sayıyoruz, haram olarak bulduğumuz şeyleri de haram kabul ediyoruz.> (Yani bu hadis Kur’an’da bulunan hükümlerin dışındadır.Onun için bu hadise itibar etmeyiz.) diyebilme zamanı yaklaşmıştır. Sizleri ikaz ediyorum! (Kur’an-ı Kerim’de bulunan bütün hükümler haktır.) Ve Resulullah (sav)’in haram kıldığı şeyler Allah Teala’nın haram kıldığı şeyler gibidir. (Kitab ve Sünnet arasında bir ayırım yapılamaz.)”

13) … Ebu Rafi (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurdular;

“Herhangi biriniz tahtına –koltuğuna- yaslanmış olup benim emrettiğim veya yasakladığım bir husus ona intikal edince (umursamadan) < bilemem (Kur’an’dan başka bir şey tanımam ve tabi olmam) Biz Kitabullah’da ne bulduksa ona tabi olduk.> (artık hadise tabi olmayız) söyler durumda bulmayayım.”

14) … Aişe (ra)’dan rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) buyurdular ki;

“Kim bu dinden olmayan bir şeyi onda ihdas ederse, onun icat ettiği şey merdud ve batıldır.”

15) … Abdullah b. Züeyr (ra)’den ;
Şöyle söylediği rivayet edilmiştir; “Ensar’dan bir adam Harre denilen mevkideki hurmalıkları suladıkları su arklarından ve su nöbetinden dolayı Peygamber(sav)’e Zübeyr b. Avam aleyhinde şikayette bulundu.(Bu arklardan geçen su önce Zübeyr’in hurma bahçesine varıyordu.Sonra da şikayetçi Ensari’nin tarlasına uğruyordu.Bir defa Zübeyr hurmalığını sulamak üzere suyu tuttuğu sırada) müşteki ona:
-Suyu serbest bırak ki bize gelsin, diye talepte bulundu.Fakat Zübeyr, kendi tarlasını sulamadan suyu bırakmak ve nöbetini ona vermekten imtina edince iki taraf Resulullah (sav)’e meselelerini intikal ettirdiler.Resulullah (sav)’in huzurunda isteklerini karşılıklı olarak arz ettiler.Resulullah(sav) ;

“Ey Zübeyr! Tarlanı sula sonra suyu komşuna salıver” buyurdu.Müşteki hiddetlenerek;

“Zübeyr, halan oğlu olduğu için mi?” demek suretiyle Resulullah (sav)’i tarafgirlikle itham etmek istemişti.Bu sözden üzülen Resulullah (sav)’in mübarek yüzü değişti.(Çünkü fahr-ı Kainat efendimize tarafgirlik ithamı ile büyük bir saygısızlıkta bulunmuştu.) Resulullah (sav);

“Ey Zübeyr, tarlanı sula sonra suyu hapset, ta ki, su hurma ağaçlarının köklerine erişsin, (su hakkını tam manası ile kullan)” buyurdu.

Ravi demişti ki;Zübeyr şöyle dedi;
“Vallahi öyle sanıyorum ki şu ayet bu olay hakkında indi.”

= Hayır (resulum), Rabbine yemin olsun onlar (mü’miniz diyenler) aralarında çıkan anlaşmazlıkta seni hakem yapıp sonra verdiğin karardan  -hükümden- nefislerinde hiç bir güçlük duymayarak tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.(Nisa suresi,65)

16) … İbn-i Ömer (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi Resulullah (sav) şöyle buyurdu demiştir;

“Kadınları mescitte namaz kılmaktan menetmeyiniz.” (Bunun üzerine) İbn-i Ömer (Abdullah’ın bir oğlu bir rivayete göre ismi Vakid’dir.) babasına; “Biz kesinlikle onlara mani olacağız, deyince İbn-i Ömer çok kızdı ve ona dedi ki; “Ben sana Resulullah (sav)’in hadisini okuyorum sen; “Biz kesinlikle onlara mani oluruz “ dersin… dedi.”

17) … Abdullah bin Mugaffel (ra)’den rivayet edildiğine göre yeğeni (erkek kardeşinin oğlu) onun yanında oturuyordu.Yeğeni sapan ile fiske taşını attı.Abdullah onu taş atmaktan men etti ve dedi ki;
“Resulullah (sav), sapanla fiske taşını atmayı yasakladı ve ;

<Sapanla atılan taş ile av avlanmaz, düşman da yaralanmaz –kırılmaz- öldürülmez ve muhakkak diş kırar, göz yaralar –çıkarır-.> buyurdu.”

Abdullah’ın yeğeni tekrar sapanla taş atınca Abdullah ona;

“Ben sana Resulullah (sav)’in sapanla taş atmayı yasakladığına dair hadis-i şerif okuyorum sen yine taş atmaya başladın artık bundan sonra ilelebed seninle konuşmayacağım”,dedi.

18 … Kabisa oğlu İshak, babası Kabisa (ra)’nın şöyle söylediğini rivayet etmiştir ;

Nakibül Ensar (= Akabe görüşmelerinde Ensar’ın temsilcisi) ve Resulullah (sav)’in (yakın) arkadaşı Ubade b.Samit el-Ensari (ra) Bizanslarla yapılan savaşta Muaviye (ra) ile beraber savaş seferine katıldı.Halkın, sikkeli altın paranın kesilmiş parçalarını dinar (= kesilmemiş,sikkeli, altın para)lar ile mübadele ettiklerine, keza sikkeli, gümüş paranın kesilmiş parçalarını dirhem (= kesilmemiş sikkeli gümüş para)larla değiştirmekte olduklarına şahit oldu.(Bu mübadelenin tartı ile değil tane hesabı ile yapıldığını görünce) şöyle dedi;”Ey Nas! Siz bu mübadele ile kesinlikle faiz yemiş olursunuz.Ben Resulullah (sav)’den işittim, buyurdular ki;

“Altını altınla bübayaa etmeyiniz.Anacak değiştirilmek istenen altınların her ikisi de (ağırlık ölçüsü ile) eşit ve peşin olsa…(bu şartla bübadele edebilirsiniz)”

“Muaviye (ra) , Ubade b. Samit (ra)’ın böyle söylediğini duyunca ; “Ya Ebel-Velid! (Ubade’nin künyesidir) Ben bu mübadelede bir faiz durumu görmüyorum.Ancak değiştirilenlerin birisi veresiye olsa o zaman faiz olur.” Diye Ubade’nin fetvasına katılmadığını beyan etti.Ubade;

“Ben sana Resulullah (sav)’in hadisini okuyorum, sen de bana şahsi görüşünü anlatıyorsun.And olsun eğer Allah Teala (bu savaştan) beni çıkarırsa , senin hakimiyetin altındaki bölgede seninle oturmayacağım”,dedi.

Ubade savaştan geri dönünce doğruca Medine’ye vardı.Halife Ömer b. Hattab (ra), O’na; “Neden buraya geldin, ya Ebel-Velid?” diye geliş sebebini sorunca , Ubade (ra) hadiseyi anlattı ve Muaviye (ra) ile bundan böyle aynı bölgede oyurmayacağına yemin ettiğini beyan etti.

Halife O’na ; “Ya Ebel-Velid, ikame ettiğin yere dön.Allah Teala, senin ve emsalinin bulunmadığı yerin hayrını alsın”, dedi ve Muaviye’ye de şu mealde bir mektup yazdı;

“(Ya Muaviye!) Senin Ubade’ye hüküm etme salahiyetin yoktur.(Bahis konusu meselede) O’nun sözü (fetvası) doğrudur. Halkı O’nun beyan ettiği fetvaya yönelt. (Yani yukarda beyan edilen mübadele usulünde faizcilik vardır.)”

19) … İbn-i Aclan’ın Avn b. Abdillah (ra)’dan rivayet ettiğine göre Abdullah b. Mesud (ra) şöyle buyurdu ;

“Ben size Resulullah (sav)’den hadis rivayet ettiğim zaman O’nun, hakka en uygun, hidayete en iyi eriştiren ve takvaya en yaraşan söz olduğuna inanın.”

20) … Ebül-Bahteri’nin Ebu Abdirrahman Es-Sülemi’den rivayet ettiğine göre Ali b. Ebi Talib (ra) şöyle buyurmuştur ;

“Ben size Resulullah (sav)’in hadisini okuduğum zaman O’nun hadisinin hakka, hidayete ve takvaya en uygun, en liyakatli söz olduğuna inanın.”

21) … Ebu Hureyre (ra)’den;Resulullah (sav)’in şöyle söylediği rivayet edilmiştir;

“Kıraat olunan hadisimi, koltuğuna yaslanmış (edep  ve saygıya aykırı) olarak her hangi birinizin dinlemesini, sonrada okuyucuya ; “Sen hadisi bırak, onun doğru veya yalan olduğunun anlaşılması için Kuran’dan bir şeyler oku, dediğini katiyen bilmeyeyim (= sakın hiç biriniz hadislerime karşı böyle tutarsız ve saygısız davranış içerisine girmeyin, böyle durumu bulmayayım). Söylenen o güzel söz (hadis)’i ben söyledim.”

22) … Ebu Seleme(ra)’den rivayet edildiğine göre Ebu Hureyre (ra), bir adama buyurdular ki;

“Ey yeğenim ben sana Resulullah (sav)’den hadis rivayet ettiğim zaman, sen ona karşılık olarak darb-ı meselleri anlatma.”

23) … Amr b. Meymun (ra)’den şöyle söylediği rivayet edilmiştir;

İbn-i Mesud (Abdullah) (ra) ile her Perşembe günü akşamı buluşup görüşmeyi hiç kaçırmazdım.Her hangi bir şey hakkında hiçbir kimseye “Kale Resulullahi (sav) dediğini işitmedim.Yalnız bir akşam “Kale Resulullahi (sav) dedi.(Kendisinin bir hadis rivayet edeceği beklenirken susuverdi) ve hemen başını öne eğdi.Biraz sonra ona baktım ki (ne göreyim) gömleğinin ilikleri çözülmüş, gözleri yaşlarla dolup taşmış ve boyun damarları şişmiş vaziyettedir. Biraz sonra, Resulullah (sav) (öyle) veya aşağı, yahut yukarı, ya da ona yakın yahut ta ona benzer buyurdu” dedi.

24) … Muhammed b.Sirin (ra)’den şöyle söylediği rivayet edilmiştir;

Enes b. Malik (ra) , bir hadis rivayet edip bitirdiği zaman ; = Yahud da Resulullah (sav)’in buyurduğu gibi , derdi.

25) … Abdurrahman b. Ebi Leyla (ra)’den ; Şöyle dediği rivayet edilmiştir;

Biz Zeyd b. Erkam (ra)’den, Resulullah (sav)’in hadis-i şeriflerinden bir şey anlatmasını rica ettik. Buyurdular ki;
“Biz artık yaşlandık, bizde unutkanlık baş gösterdi. Resulullah (sav)’den hadis nakletmek de çok zor (mesuliyeti ağır)dır.”
26) … Şabi (Rahimetullah)’den rivayet edildiğine göre kendisi demiştir ki;

“Ben İbn-i Ömer (ra) ile bir yıl beraber oturdum.Resulullah(sav)’den hiçbir hadis naklettiğini işitmedim.”

27) …  Tavus (Rahimetullah)’dan şöyle dediği rivayet edilmiştir;
İbn-i Abbas (ra)’den işittim.Buyurdular ki ;

“Gerçekten biz (itina ile) hadisi hıfzederdik. Hadis de, Resulullah (sav)’den hıfzedilir. (Hıfzedilmesine önem ve kıymet verilmelidir.) Fakat siz hırçın deveye de uysal deveye de binmeye başlayınca artık hadis almaya itimad etmek ve bellemek işi uzaklaştı.”

28) … Şabi (Rahimetullah)’den ;
Karaza b. Kab (Radiyallahu anh)’ın şöyle söylediği rivayet edilmiştir;

Ömer ra. bizi Kufe’ye gönderdi .(Bizi yolcu ederken).Teşyi edip(Medine dışındaki) Sirar deninilen yere kadar beraberimizde yürüdü.Sonra ‘Beraberinizdeburaya kadar ne için yürüdüğümü bilirmisiniz?’ diye sordu.Biz ; ‘Resulullah(sav)’in sohbetinde bulunduğumuz (sahabe olduğumuz) ve ensardan olduğumuz içindir,” dedik.Ömer ra. ;

<Ben size bir hususu anlatmak için (buraya kadar ) beraberinizde yürüdüm. Ve yürüyerek gelmekliğimin hatırı için (yapacağım tavsiyeyi) iyice belliyeceğinizi umarak yürüdüm.Siz ateşte kaynayan tencere gibi Kuran için gönülleri fokur fokur kaynayan (yani kuran okumaya çok hararetli ve pek düşkün ) bir kavme varıyorsunuz. Onlar sizi gördükleri zaman (problemlerinde sizleri hakem yapacakları, bütün işlerinde emirlerinize itaat edecekleri ve dini bilgileri sizden alacakları için) sizlere boyun eğecekler ve bunlar Hz. Muhammed(sav)’in Ashabıdır , diyeceklerdir.Siz Resulullah(sav)’den az hadis rivayet ediniz.(Yani onların sizden hadis almak için duydukları iştiyaka ve fazla istekli olmalarına bakarak fazla rivayette bulunmayınız.) Ben de (sevapta) sizin ortağınızım.(Çünkü kendisi onları hayra delalet etmiş oluyor.)>  dedi.

29) … Es-Saip b. Yezid (ra)’den ;
Demiştirki ; Ben Saad b. Malik “Bu zat Ebu Saidi Hudri künyesi ile meşhurdur.” (ra) ile Medineden Mekkeye kadar yolda arkadaşlık ettim.Bir tek hadis rivayet ettiğini işitmedim.”

30) … Abdullah İbni Mesud (ra) den, şöyle dediği rivayet edilmiştir;
Resulullah(sav) buyurdular ki;
“Kim bilerek benim üzerimde yalan uydurursa cehennemdeki yerine hazırlansın.”

31) … Ali (ra)’den şöyle dediği mervidir ;Resulullah(sav) buyurdular ki;

“Benim ağzımdan (kasten) yalan uydurmayınız.Çünki benim namıma (bilerek) yalan uydurmak muhakkak (uyduranı, bilerek rivayet edeni,buna rıza göstereni ve her hangi bir ilişkisi olanı) cehenneme sokar.

32) … Enes b. Malik (ra)’den rivayet edildiğine göre ;Resulullah(sav) ;

“Kim benim adıma –Ravi diyor ki ;Zannımca “bilerek” kaydını kullandı.- yalan uydurusa cehennemdeki yerine yerleşsin buyurdu, demiştir”

33) … Cabir b. Abdullah ra.den rivayet edildiğine göre ;Resulullah(sav)’nin şöyle buyurduğunu söylemiştir ;

“Kim kasden benim üzerim de yalan söylerse cehennemdeki yerine hazır olsun.”

34) … Ebu Hureyre ra.den “Şöyle demiştir ;Resulullah(sav) buyrdular ki;

“Benim söylemediğim bir şeyi kim bana bile bile isnad ederse cehennemdeki yerine hazırlansın.”

35) … Ebu Katade ra.den ;Şöyle demiştir ;Resulullah(sav) bu minber üzerinde iken şöyle buyurduğunu (bizzat)  işittim ;
“Benden çok hadis rivayet etmekten kaçının.Her kim benim üzerimde (benim ağzımdan) bir şey söylemek isterse hak veya doğru (bu terettüt ravidendir) söylesin.Kim benim söylemediğim bir sözü kasten uydurup bana isnad ederse cehennemdeki yerine yerleşsin.”

36 … Abdullah İbni Zübeyr ra.den şöyle dediği rivayet edilmiştir; Ben (aşeri mübeşşereden olan babam) Zübeyr b. El Avvam ra.ha dedim ki;
(Abdullah) İbni Mesud ra. , falan ve filan sahibinin hadis rivayet ettiklerini işittiğim gibi neden senin ,Peygamber(sav) ‘in hadislerinden bir şey haber verdiğini işitmiyorum. Zübeyr ra. şöyle cevap verdi;
-İyi bilki ben Müslüman olduğum andan beri Resulullah(sav)’in yanından hiç ayrılmadım (Yani benim bu tutumum ,uzun zamandan beri sahabilik şerefine mazhar olduğum halde onun yanında az bulunduğumdan ileri gelmiyor.” Fakat ben Resulullah(sav)’ın ; “Kim benim ağzımdan kasten yalan söylerse cehennemdeki oturağını hazırlasın!” buyurduğunu işittim.(Yani hadis riveyetinde bulunmama mani budur.Çünkü eksik veya fazla söyleme hatasına düşebilirim.)

37 … Ebu Said ra.den ;Resulullah(sav) ‘in şöyle dediği rivayet edilmiştir;

“Her kim ki taammüden üzerimde yalan uydurursa ateşten oturağına hazır olsun.”

38 … Hz. Ali ra.den ; Resulullah(sav)’in şöyle dediği rivayet edilmiştir ;

“Her kim , yalan olduğunu sandığı bir hadisi benim hadisim olmak üzere rivayet ederse iki yalancıdan birisi de odur.”

39 … Semure b. Cündüp ra.den rivayet edildiğine göre ;Resulullah(sav) buyurdular ki:

“Kim yalan olduğunu bilerek veya zan ederek bir hadisi benden rivayet ederse iki yalancıdan birisi de odur.”

40 … Ali ra.den rivayet edildiğine göre, Peygamber(sav) şöyle buyurdular;

“Kim bir hadisin uydurma olduğunu bildiği veya zan ettiği halde onu benden rivayette bulunursa iki yalancıdan birisi de kendisidir.”

41 … El Mugire b. Şube ra.den ;Resulullah(sav)’in şöyle dediği rivayet edilmiştir;

“Kim bir hadisin uydurma olduğunu bildiği veya zan ettiği halde benden rivayette bulunursa iki yalancıdan birisi de kendisidir.”

42 … Yahya b. Ebil Musa’dan rivayet edildiğine göre kendisi İrbad İbni Sariye’den şöyle söylediğini işitmiştir;

Resulullah(sav) bir gün bizde kaldı.Kalpleri titreten ve gözleri yaşartan çok korkutucu bir mevize ile bize vaaz etti.O’na denildi ki; “Ya Resulullah(sav) vedalaşan kimsenin yaptığı vaaz gibi nasihat ettin.Bize tavsiyelerde bulun.” Bunu üzerine Resulullah(sav) buyurdular ki;

“Takvaya yapışınız ve başınızda ki Halife bir köle dahi olsa onu dinleyip itaat etmeye sarılınız.Siz benden sonra şiddetli ihtilafı göreceksiniz.Onun için benim sünnetime ve hidayete mazhar kılınmış olan Hulafa’yı Raşidin’in sünnetine yapışınız.Bu sünnetleri dişlerinizle sıkıca tutunuz.(Yahut karşılaştığınız eziyetlere tahammül için dişlerinizi sıkınız.) İhdas edilen (dinde dayanağı olmadan dine sokulmak istenen) şeylerden sakının.Çünkü her bidat dalalettir.”

43 … Abdurrahman b. Amr es-Selemi’nin, İrbad b. Sariye ra.den şöyle söylediğini işittim,dediği rivayet edilmiştir;Resulullah(sav) buyurdular ki;

“Ben sizi , gecesi gündüzü gibi apaydın  olan (en küçük şüpheyi kabul etmeyen gayet açık) bir din üzerinde bıraktım. Benden sonra ancak helak olanlar, o dinden (başka yönlere ) sapar. Sizden kim yaşarsa fazla ihdilafa şahid olacaktır.Onun için bilip tanıdığınız sünnetime ve hidayete erdirilmiş olan Hulafa’yı Raşidin’in sünnetlerine yapışınız.Bunları  dişlerinizle sıkıca tutunuz.Başınızdaki halife siyah bir köle bile olsa ona itaatten ayrılmayınız.Çünkü mümin,(tevazu ve uysallığı bakımından) burnuna yular takılmış deve gibidir hangi tarafa sevkedilirsa uyar.”

44 … İrbad b. Sariye ra.den şöyle dediği rivayet edilmiştir;

“Resulullah(sav) bize sabah namazını kıldırdı.Sonra (mübarek) yüzünü bize döndürüp çok tesirli bir vaaz irad buyurdu.(Ravi İrbad,bundan sonra 42 ve 43 nolu hadiste anlattığımızın benzerini anlattı.)”

45 … Cabir b. Abdillah ra.den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir;

Resulullah(sav) hutbe okuduğu zaman gözleri kızarır , sesi yükselir ve öfkesi şiddetlenirdi.Sanki ,kendisi,düşman ordusunu gözetleyen “Muhakkak düşman,size sabahleyin baskın yapacak, akşam hücum edecektir”, diyen bir gözcü idi.(Tehlikeye karşı halkı uyarır), ve “Kıyamet günü ile ben bunlar gibi gönderildim”derdi.Böyle söylerken şehadet parmağı ile onun yanındaki orta parmağı birleştirirdi.Sonra derdi ki; “Konuşulan sözlerin en hayırlısı Allah Teala’nın Kitabıdır.Yolların en güzeli Muhammed(sav)’in yoludur.İşlerin en kötülerinden biri de (Peygamber(sav)’den) sonra ihdas edilen (Dine sokulmak istenen) asılsız şeylerdir.Bidatlar (ın çoğu) dalalettir.”Resulullah(sav) hutbelerinde şöyle de derdi;
“Kim (ölüp de ) mal bırakırsa,(bıraktığı mal) onun mirasçılarınadır.Kim (ölüp de karşılıksız) borç bırakırsa veya (bakıma muhtaç) çoluk çocuk bırakırsa onun borcunu ödemek  ve aile efradına bakmak bana aittir.”

46  … Abudullah İbni Mesud ra.den, Resulullah(sav)’in şöyle buyurduğu mervidir ;

-Kitap ve sünnetten başka uyulması gerekli 3’üncü bir şey yoktur.Sözlerin en güzeli Allah Teala’nın kelamı ve yolların en güzeli Hz. Muhammed(sav)’in yolu, siretidir.

Dikkat! (sonradan) dinde ihdas edilmek istenen şeylerden sakının.Çünkü şer işlerden biriside ihdas edilen şeylerdir.(Dinde) icad edilen her şey bidattır.Bidatlar(ın çoğu) dalalettir.Dikkat! emel ve arzularınız uzyıp size ecelinizi unutturmasın.Aksi takdirde kalpleriniz katılaşır.Dikkat! Gerçekten gelici olan (ölüm ve ondan sonra ki diriliş ve ahiret ahvali gibi) şey(ler) yakındır.Hakikaten gelmiyecek- olmayacak olan şey ,uzak sayılır.

Dikkat!Şakavetli (bedbaht), ancak o kimsedir ki annesinin karnında iken şaki olur, mesud adam da ancak o kimsedir ki başkasından ibret alır.

Dikkat! Müminle döğüşmek küfür ehlinin ve ona sövmek fasıkların işidir.Müslüman için 3 günden fazla süre ile (din) kardeşini bırakması (ona küs durması) helal değildir.

Dikkat! Yalancılıktan şiddetle kaçının. Çünkü ne ciddi ne de şaka yollu yalancılık mübah değil, müslümanın şanına yakışmaz.Sakın kimse , yerine getirmiyeceği bir şeyi (küçük yaştaki) çocuğuna (bile) vaat etmesin (yani bu davranış bile yalancılığa girer).Çünkü yalancılık gerçekten (insanı) fücüre (şerre) sürükler. Şer de cehenneme götürür.Doğrulukta muhakkak (insanı) hayra yöneltir.Hayırlı işlerde cennete kılavuz olur.Doğru adam için “O, doğru söyledi hayır işledi” denir. Yalancı kişi için de “O,yalan söyledi şer işledi” denir.

Dikkat! Kul gerçekten yalan söyleye söyleye bu hali kendisine şiar edinir.Nihayet yalancılığı itiyad haline getiren bu idmanlı yalancı, Allah Teala’nın divanında <Kezzab> olarak yazılır.”

47 … Aişe ra.den ;şöyle dediği rivayet edilmiştir, Resulullah(sav) şu ayeti (Ali İmran suresinin 7. ayeti) okudu.
Ayetin meali:
“Sana kiyabı gönderen O’dur.O’nun bir kısım ayetleri muhkem (açık ve kesin)dir. Kuran’ın esası bunlardır.Diğer bazı ayetlerde müteşabihler (= manaları sizce bilinmez) dir.İşte, kalplerinde şüphe bulunanlar,fitne aramak ve tevil yoluna gitmek için müteşabih ayetlere uyarlar. Halbuki onların tevillerini Allah’tan başkası bilemez. İlimde otorite olanlar ise “Biz ona (= müteşabihlere) inandık hepsi rabbimizin indindendir” derler.Bunları ancak kamil akıl sahipleri düşünür.”
Sonra Resulullah(sav) buyurdular ki ;

“Ya Aişe! Müteşabih ayetleri tutup muhkem ayetleri bırakmak sureti ile Kuran’ı Kerim’de mücadele etmek isteyenleri gördüğünüz zaman Allah Teala’nın;  “İşte kalplerinde şüphe bulunanlar…”kavli celili ile kasdettiği insanlar onlardır!İşte böyle adamlardan sakının (=onlarla oturup konuşmayın. Zira , onlar bidat ehlinin ta kendileridir.Sapık akidelerinin sizlere bulaşmaması ve müstehak oldukları tahkir ve ihanet için onları terk ediniz.)”

48 … Ebu Usame ra.den , Resulullah(sav)’in şöyle buyurduğu  nakledilmiştir ;

“Hiçbir kavim hidayete erdikten sonra, batılı hak ve hakkı batıl göstemek süretile  mücadele ve çekişmelerde bulunmadıkça dalalete itmemiştir.”
Sonra Resulullah(sav) şu ayeti (=Zuhruf suresinin 58’inci ayeti) okudu;

“Ve (senin kavmin) dediler ki “Bizim ilahlarımız (olan melekler) mı daha hayırlı,yoksa O (Meryem oğlu İsa) mı?” (Ey Muhammed!) onlar (gerçeği anlamak için değil) sırf bir mücadele olarak sana bu misali veriyorlar.Doğrusu onlar çok çekişici bir kavimdir.”

49 … Huzeyfe ra.den edilen rivayete göre Resulullah(sav) buyurdular ki ;

“Allah Teala, bidat sahibinden oruç ,namaz, sadaka ,haç, ömre, cihad, tevbe ve fidyeden hiçbir şey kabul etmez.Kıl hamurdan çıktığı gibi o da İslam’dan çıkar.”

50 … Abdullah İbni Abbas ra.den, Resulullah(sav)’in şöyle dediği rivayet edilmiştir;

“Bidat sahibi, bidatını bırakmadıkça, (şefaatçılar şefaat etseler bile) Allah Teala onun amelini kabul etmeyecektir.”

51 … Enes b. Malik ra.den  Resulullah(sav) ‘in şöyle buyurduğu mervidir ;

“Batıl ve haksız yolda iken mücadeleyi bırakana cennetin kenarlarında, hak yolda iken cidal (ve çekişmeleri) terk edene cennetin ortasında ve huyunu güzelleştirene cennetin en ala mevkiinde köçk yapılır.”

52 … Abdullah b. Amr b. El-As ra.den, Resulullah(sav)’in (veda haccında) şöyle dediği rivayet edilmiştir;

Allah Teala, ilmi insanlar(ın göğüslerin)den sökmek (silmek) suretiyle almaz. Lakin alimlerin ruhlarını kabzetmek suretiyle alır.Neticede hiçbir alim bırakmayınca halk bir takım cahilleri (alimlerin yerinde) reis edinirler.Onlara (dini sorular) sorulur.Onlar da bilmeden fetva verirler ve böylece hem kendileri dalalete giderler hem de halkı dalalete düşürürler.”

53 … Ebu Hureyre ra.den Resulullah(sav) şöyle buyurdu, dediği rivayet edilmiştir ;

“(Bir alimin verdiği ) yanlış fetva yüzünden hataya düşen kişiye günah yoktur.Bütün vebal, yalnız fetva veren (alim)in boynundadır.”

54 … Abdullah b. Amr ra.dan ;Resulullah(sav)’in şöyle dediği rivayet edilmiştir;

Dini ilim(lerin aslı) üçtür. Bunlar (ve bunları bilebilmek için bilinmesi gerekli ilimler ile bunlardan çıkarılan ilimler)in ötesinde kalan ilimler(in bilinmesi) fazla (zaruri değil)dir.

(Bu üç ilim) muhkem ayet(ler),sabit sünnet ve adil fariza (miras payı ) ile ilgili ilimlerdir.

55 … Muaz b. Cebel ra.den ; şöyle dediği rivayet edilmiştir;Resulullah(sav) beni Yemen’e (Vali olarak) gönderdiği zaman buyurdular ki;

“Sakın, bildiğin (şer’i kaynaklar) dan başka bir şeyle hüküm verme  ve meseleleri hal etme.Eğer bir müşkülün olursa onu aydınlığa kavuşturuncaya kadar veya mesele hakkında bana mektup yazınca (ve cevap alınca)ya kadar dur (bekle).”

56 … Abdullah b. Amr b.el-As ra.nın şöyle dediği rivayet edilmiştir ; Ben Resulullah(sav)’den işittim buyurdular ki ;

“Beni İsrail’in işi mutedil olarak devam ediyordu.Nihayet muhtelif milletlerden aldıkları esir kadınlardan doğma nesil türedi ve bu nesil rey (=kişisel arzu) ile hüküm vermeye başlayınca kendileri dalalete gittiler ve Beni İsrail’i dalalete götürdüler, onların işleri anormale dönüştü .”

57 … Ebu Hureyre ra.den ;Şöyle demiştir ;Resulullah(sav) buyurdu ki ;

“İman altmış veya yetmiş küsür bab (bölüm)dür. Bu derecelerin en aşağısı ,yoldan zahmet verecekleri şeyi uzaklaştırmak –gidermek- ve en yüksek mertebesi la ilahe illallah demektir.Haya de imandan bir şubedir.”

58 … Abdullah b. Ömer ra.den ;Şöyle demiştir ;Resulullah(sav) bir adamın , kardeşini haya dolayısı ile kınadığını işitti.Resulullah buyurdu ki ;

“Gerçekten haya imandan bir şubedir.”

59 … Abdullah ra.den ;Resulullah(sav) şöyle buyurdu, dediği rivayet edilmiştir;

“Kalbinde hardal zerresi ağırlığınca kibir bulunan kimse cennete girmiyecek ve kalbinde, hardal tanesi ağırlığınca iman bulunan kimse (ebedi) ateşe girmeyecektir.”

60  … Ebu Said-i Hudri (ra)’den yapılan rivayete göre kendisi Resulullah (sav)’den yapılan rivayete göre kandisi Resulullah(sav)’in şöyle buyurduğunu söylemiştir ;

“Allah Teala , kıyamet günü müminleri cehennem ateşinden kurtarınca ve onlar güvenç içine girince birinizin, dünyada iken hakkını almak uğrunda arkadaşı ile yaptığı çekişmeden daha şiddetli bir tarzda müminler ateşe atılmış olan (din) kardeşleri için Rableri ile mücadeleye girişirler.Resulullah (sav) buyurdu ki ; Müminler diyecekler ki “Ey Rabbimiz! Kardeşlerimiz bizlerle namaz kılarlar ,beraberimizde oruç tutarlar ve bizimle beraber hac ederlerdi.Sonra sen onları ateşe ithal ettin.”

(Cevaben) Allah buyuracak ki ; “Gidin onlardan tanıdıklarınızı (Cehennemden) çıkarınız” Müminler ,bunun üzerine onlara varacaklar ve yüzlerinden onları tanıyacaklar.Çünkü ateş onların yüzlerini (yaptıkları secde sayesinde) yakmıyacaktır.Onların bir kısmı aşık kemiklerine, bir kısmı da bacaklarına kadar ateş içinde tutuşmuş vaziyettedir.Bunları çıkaracaklar sonra “Ey Rabbimiz!Bize emrettiğiniz adamları (tanıyabildiklerimizi) çıkardık.” Diyecekler. Sonra Allah (Teala) buyuracak ki “Kalbinde bir dinar ağırlığınca  iman olanları çıkarınız.Sonra kalbinde yarım dinar ağırlığınca, onları mütekip de kalblerinde hardal tanesi ağırlığında iman olanları çıkarınız.”
Ebu Saidi Hudri dedi ki ; Kim bunu doğrulamazsa bu ayeti okusun ;
<Şüphe yok ki Allah (Teala) zerre miktarı zulum etmez.Eğer zerre kadar bir iyilik olursa onun ecrini kat kat artırır ve kendi katından da büyük mükafat ihsan eder.> (Nisa ,40)

61) … Cündüp b. Abdillah (ra)’den yapılan rivayete göre kendisi şöyle söylemiştir ;

<Biz erginlik çağına ermek üzere birer genç iken Peygamber (sav) ile beraber idik.Biz Kuran’ı Kerimi öğrenmeden önce imanı öğrendik. Ondan sonra Kuran’ı öğrendik. Kuran sayesindede imanımız fazlalaştı.>

62) … (Abdullah) İbni Abbas (ra)’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir ;Resulullah (sav) buyurdular ki ;

<Bu ümmetten iki sınıf vardır ki Müslümanlıkta onlar için nasip (pay) yoktur. Bu zümreler Mürciye ve Kaderiye (mezheplerine mensup) olanlardır.>

63) … Ömer İbni Hattab (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi söylemiş ki ; Biz Resulullah (sav)’in yanında oturuyorduk.Elbisesi bembeyaz , saçı simsiyah bir zat aniden yanımıza geliverdi. Üzerinde yolculuk eseri görülmüyor ,bizden de hiç kimse kendisini tanımıyordu.Ömer (ra) demiş ki ;Bu yabancı zat , hemen Peygamber (sav)’in yanına oturdu ve dizlerini onun dizlerine dayadı.Ellerinide uylukları üzerine koydu. Sonra dedi ki ;

-“Ya Muhammed (sav)! İslam nedir?” ,Resulullah (sav) ;
-“İslam, Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim , Allah’ın Resulu olduğuna şehadet etmek, namazı dostoğru kılmak, zekat vermek , Ramazan orucunu tutmak ve Kabe’yi hac etmektir.” Buyurdu. Soru soran zat ;
-“Doğru söyledin”, dedi. Ömer (ra) dedi ki ;
“Biz buna hayret ettik.(Çünkü) hem soruyor hem doğruluyordu.” Sonra bu zat ;
– Ya Muhammed (sav) İman nedir? Dedi.Resulullah (sav)
-“İman,Allah’a , O’nun meleklerine, peygamberlerine, kitablarına, ahiret gününe ve kadere –hayrına ve şerrine inanmaktır.” Buyurdu.
Soru sahibi ;
-Doğru söyledin ,dedi. Ömer (ra) dedi ki ;
“Biz buna şaştık. (Zira) hem soruyor hem de tasdik ediyordu.”
Soru soran zat daha sonra ;
-“Ya Muhammed (sav) İhsan nedir?”diye sordu. Resulullah (sav) ;
-“(İhsan), Allah’a , Onu görüyorsun gibi ibadet etmendir.Çünkü gerçekten sen onu göremiyorsun da O, muhakkak seni görüyor.”  Buyurdu.
Soru sahibi (bu defa) ;
– Kıyamet ne zaman (kopacak)? Dedi. Resulullah (sav) ;
-“Soru sorulan (adam) soru soran (kişi)den (bu hususta) daha bilgili değildir.” Buyurdu. O zat ;
– O halde kıyametin alametleri nelerdir? Dedi. Resulullah (sav) ;
– “Cariyenin kendi sahibini doğurması  (Veki, dedi ki ; yani Arab olmayan kadının Arab çocuğu doğurması) ve yalın ayak, çıplak,yoksul, küçükbaş hayvanların çoban (bedevi)larının yüksek bina yapmak (hususun)da birbiriyle yarıştıklarını görmendir.” Buyurdu.

(Hadisin ikinci derecedeki ravisi Abdullah bin Ömer (ra) dedi ki , bir süre sonra ilk ravi (ömer bin Hattab (ra) şöyle dedi ;

Üç gün sonra Resulullah (sav) bana rastladı ve ;
-“(Ya Ömer ) O (soruları soran) zatın kim olduğunu biliyormusun? Dedi .Ben ;
– Allah ve Resulu bilir, dedim. Resulullah (sav) ;

-“O Cibril’dir. Size dininizin meselelerini öğretmeye geldi.” Buyurdu.

64 … Ebu Hureyre (ra)’den ; Demiştir ki ; Bir gün Resulullah (sav) halk(ın yararlanması) için açık bir yere çıktıydı. Bir adam O’na gelerek ;

-Ya Resulullah ! İman nedir? Diye sordu. Resulullah (sav) ;

-“İman ; Allah’a , Meleklerine , Kitablarına, Peygamberlerine, Allah’a kavuşmaya inanman, bir de son dirilmeye inanmandır.” Buyurdu . Adam;

-Ya Resulullah! İslam nedir? Diye sordu. Resulullah (sav) ;

- < İslam ; Allah’a ibadet etmen, O’na hiçbir şeyi ortak etmemen farz namazı dostoğru kılman, farz kılınan zekatı eda etmen ve Ramazan orucunu tutmandır.> cevabını verdi.Adam ;

-Ya Resulullah! İhsan nedir? dedi. Resulullah (sav) ;

- < İhsan ; Allah’a onu görüyorsun gibi ibadet etmendir.Çünkü sen O’nu görmüyorsun da O, şüphesiz seni görür. > buyurdu. Adam ;

- Ya Resulullah! Kıyamet ne zaman kopacaktır? sorusunu sordu. Resulullah (sav) ;

- < Bu hususta sorulan, sorandan daha bilgili değildir. Ve lakin ben sana kıyametin alametlerinden haber vereyim ;

Cariye, kendi sahabesini doğurduğu zaman işte kıyametin alametlerinden birisi budur. (Kim oldukları belirsiz) koyun çobanları yüksek bina yapmakta yekdiğeri ile yarıştığı zaman işte bu da kıyametin alametlerindendir. Kıyametin kopma zamanı Allah’dan başka kimsenin bilmediği beş şeye dahildir.>  buyurduktan sonra şu ayeti (Lokman suresinin 34. ayeti) okudu ;

<Şüphesiz ki, kıyamet saatinin bilgisi Allah yanındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde ne varsa O bilir. Hiçbir kimse yarın ne kazanacağını bilmez. Hiçbir kimse hangi yerde öleceğini de bilemez. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla bilir, her şeyden haberdardır.>

65) Ali b. Ebi Talib (ra)’den ; Resulullah (sav)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir ;

“İman ; Kalb ile tasdik, dil ile (kelime-i şehadet-i söylemek sureti ile) ikrar ve (namaz ,oruç,zekat,hac gibi) organlar ile amel etmektir.”

Ravilerden Ebus Salt dedi ki ; Eğer bu sened bir deli üzerinde olunmuş olsaydı deli şifa bulurdu.

Not : Zevaid’de şöyle denilmiştir ; Alimler, ravi Ebus Salt’ın zayıflığı üzerinde ittifak ettikleri için bu hadisin isnadı zayıftır.

66) … Enes bin Malik (ra)’den ; Resulullah (sav)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir :

<Sizin hiç biriniz kendi nefsi için arzuladığını (din) kardeşi için de –yahut buyurdu ki komşusu için de- istemedikçe (tam) iman etmiş olmaz.>

67) … Enes bin Malik (ra)’den:Şöyle dediği mervidir: Resulullah (sav) buyurdu ki :

< Hiç biriniz, ben kendisine evladından, babasından ve bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça (tam) iman etmiş olamaz.>

68) … Ebu Hureyre (ra)’den: şöyle dediği rivayet edilmiştir.Resulullah(sav) buyurdular ki:

<Nefsim, kudret elinde olan Allah’a kasem ederim ki siz iman etmedikçe Cennete giremezsiniz.Birbirinizi sevmedikçe de (kamil) iman etmiş olmazsınız. Size bir şey göstereyim mi: (öyle bir şey ki) onu yaptığınız zaman yek diğerinizi seversiniz? Selamlaşmayı aranızda yayınız.>

69) … Abdullah (İbni Mesud) (ra)’den : Resulullah (sav)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir :

< Müslümana sövmek fısktır ve onunla çarpışmak küfürdür. >

70) … Enes bin Malik (ra)’den :Şöyle demiştir: Resulullah (sav) buyurdular ki :

<Her kim ki, Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmadan, tam bir ihlas ile O’nun birliğine inanmak, O’na ibadet etmek, namazı dostoğru kılmak ve zekatı (gereği gibi) vermek hali üzerinde dünyadan ayrılırsa. Allah (Teala) kendisinden razı iken ölmüş olur.>

Enes dedi ki : O (din)de Resullerin getirmiş oldukları ve Rableri tarafından tebliğ eyledikleri Allah’ın dinidir. (Öyleki) Henüz hadisler çoğalmamış, uydurma hadisler yaygınlaşıp sahih hadislere karışmamış ve kişiler ulu orta arzularına göre rivayetlere girişmemişlerdi.
Kuran-ı Kerim’in son inen sure (Tevbe)sinde bu hadisi tesdik ve teyid eden ayetler vardır. Allah buyuruyor ki:

< Eğer (o müşrikler ) tevbe eder,(Enes dedi ki:Tevbeden murad, putları ve bunlara tapmayı bırakmaktır.) namazı dostoğru kılar ve zekatlarını öderlerse…> Bu ayetin, hadis’te zikredilmeyen devamında mealen < Kendilerini serbest bırakın. Gerçekten Allah Gafur’dur.Rahim’dir. > buyuruluyor.) (Tevbe 5) ve başka bir ayette buyurdu ki:
< Artık (o putperestler) eğer tevbe ederler,namazı dostoğru eda ederler ve zekatı verirlerse,dinde kardeşleriniz olurlar. > (Tevbe 11)

Not: Zevaid’de bu senedin zayıf olduğu yazılıdır.

71) … Ebu Hureyre (ra)’den:Şöyle demiştir: Resulullah (sav) buyurdu ki :

<Şüphesiz, Allah’tan başka ibadete müstehak ilah olmadığına ve gerçekten benim, Allah’ın Resulü olduğuma şahadet (dilleri ile ikrar) edip namazı dostoğru ve zakatı gerektiği şekilde ifa edinceye kadar insanlar ile savaşmam bana emredildi.>

72) … Muaz bin Cebel (ra)’den :Şöyle demiştir: Resulullah (sav) buyurdu ki :

< Şüphesiz Allah’tan başka ibadete mustahak ilah olmadığına ve gerçekten benim, Allah’ın Resulü olduğuma şehadet edip namazı dostoğru ve zakatı gerektiği şekilde ifa edinceye kadar insanlar ile savaşmam bana emredildi.>

73) … İbni Abbas ve Cabir bin Abdillah (ra)’dan:şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Resulullah (sav) buyurdu ki :

<Ümmetimden iki sınıf vardır ki, onlar için İslam’da nasip yoktur.Bu sınıflar Mürciye ve Kaderiye (mezheplerine mensup) olanlardır.>

74) … Ebu Hureyre ve İbni Abbas (ra)’dan:şöyle dediği rivayet edilmiştir:

< İman fazlalaşır ve eksilir. >

Not: Hadisin isnadının zayıf olduğu Zevaid’de beyan edilmiştir.

75) … Ebud Derda (ra)’den :şöyle dediği rivayet edilmiştir :

< İman ziyadeleşir ve noksanlaşır. >

76) … Abdullah İbni Mesud (ra)’den :Şöyle demiştir : Resulullah (sav) bize (insanın yaratılışından) haber verdi.O, daima doğru söyleyen ve (Rabbi tarafından) kendisine doğru bilgiler vahiy edilen zattır. Buyurdu ki :

<Şüphesiz, biriniz (yaratılırken) asıl maddesi anasının karnında toplanır.(=yaratılmaya elverişli bir hale gelir). Sonra bir o kadar (40 günlük) süre içinde bu madde, kan pıhtısı haline dönüşür.Bundan sonra da o kadar zaman zarfında mudğa (= bir çiğnem et) olur.Daha sonra Allah ona bir melek gönderir de (tekamül eden mudğa için şu) dört kelimeyi yazması emrolunur : Allah, meleğe : – Onun amelini,ecelini,rızkını, şaki veya said olduğunu yaz- der. (= Meleğe bu malumatı verip yazdırır).

Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki : Gerçekten sizden bir kişi Cennet ehlinin işlediği (iyi) şeyleri işler.Hatta kendisi ile Cennet arasında yalnız bir arşın mesafe kalır.Bu esnada (Meleğin, ana karnında yazdığı) yazı gelir: o kişiyi önler.Bu kere o şahıs Cehennem ehlinin işlediğini işlemeye başlar ve Cehenneme girer.Sizden bir (başka) kişi de Cehennemlik olanların işlediği (fenalıkları) işler.Hatta kendisi ile Cehennem arasında bir kulaç mesafe kalır.Bu sırada (Meleğin yazdığı) kitabı gelir onu önler.Bu defa da o kişi Cennetlik olanların (hayır) işlerini yapar ve Cennete girer.>

77) … İbnis Deylemi (ra)’den gelen rivayete göre kendisi şöyle demiştir:

Kader konusunda bir şey (şüphe) benim içime girdi.Ben bunun, dinimi ve durumumu bozmasından korktum.Bunun üzerine Ubey bin Kab (ra)’e vardım ve <Ey Ebel Münzir! Bu Kader meselesi hakkında gerçekten bir şey (şüphe) kalbime girdi. Ben de dinim ve halimden korktum. Kader meselesi ile ilgili aydınlatıcı bir şeyler bana söyle.Senin sözlerinden istifade ettirmesini Allah’tan umarım.> dedim. Ubey (ra) :

< Eğer Allah, sahip olduğu göklerin halkını ve yer (küresin)in halkını tazip etseydi onlara zulüm etmiş olmadan azab vermiş olurdu. Eğer onlara merhamet etseydi Allah’ın rahmeti, onlar için kendilerinin işledikleri amellerinin karşılığından daha hayırlı olurdu ve eğer senin uhud dağı kadar altının veya Uhud dağı kadar (malın) olup hepsini Allah yolunda harcasaydın sen kadere inanmadıkça ve senin başına gelmiş olan şeylerin gelmemesinin imkansızlığını ve başına gelmemiş olan bir şeyin gelmesinin imkansız olduğunu bilmedikçe,harcadığın hayratın kabul edilmiş olmazdı.Şayet bu itikaddan başka bir inanç üzerinde ölürsen muhakkak Cehenneme gireceğini bilmedikçe bu hayratı yapmış olsaydın bile kabul edilmezdi.Kardeşim Abdullah İbni Mesud’a varıp ona (da Kader meselesini sormanda senin için mahzur yok >, dedi

(İbnüd Deylemi diyor ki) : Bunun üzerine ben Abdullah İbni Mesud (ra)’a vardım.Ona sordum.O da Ubeyy bin Kab’ın söylediklerinin benzerini anlattı ve < Huzeyfe (ra)’e gitmen fena olmaz> dedi.Bundan sonra Huzeyfe (ra)‘in yanına gidip (bu meseleyi) ona sordum.Kendisi de Ubeyy ve İbni Mesud (ra)’in sözlerine benzer sözler söyledi ve: < Zeyd bin Sabit’e git ona sor. > dedi. Bunun üzerine Zeyd (ra)’e vardım. Ona da sordum.Zeyd (ra) : Ben Resulullah (sav)’den işittim. Şöyle buyurdu :

< Eğer Allah, sahip olduğu göklerin halkını ve yer (küresin)in halkını tazib etseydi onlara zulüm etmiş olmadan azab vermiş olurdu. Eğer onlara merhamet etseydi Allah’ın rahmeti onlar için kendilerinin işledikleri amellerinin karşılığında daha hayırlı olurdu ve eğer senin Uhud kadar altın veya Uhud dağı kadar altının olup hepsini Allah yolunda harcasaydın, sen Kader’in hepsine inanmadıkça ve senin başına gelmiş olan şeylerin gelmemesinin imkansızlığını ve başına gelmemiş olan şeylerin gelmesinin imkansız olduğunu bilmedikçe (inanıp kabul etmedikçe); keza anlatılan bu itikaddan başka bir akide üzerinde ölürsen şüphesiz cehenneme gireceğini kesinlikle kabullenerek bilmedikçe (yaptığın harcama) senden kabul edilmezdi. >

78) … Ali (ra)’den: Şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Biz (bir defa Bakiül Garkad kabristanında bir cenaze dolayısı ile) Resulullah (sav)’in yanında oturuyorduk.O’nun elinde bir asa –dal parçası- vardı. Asası ile yere vurdu.Sonra başını kaldırdı ve buyurdu ki :

- < Sizden hiçbir kimse yoktur ki, onun Cennetteki veya Cehennemdeki yeri takdir ve tesbit edilmemiş olsun! (Şaki veya Said olduğunu belirtmemiş olsun!) > Bunun üzerine O’na (bir sahabi tarafından) denildi ki:

- Ya Resulallah! Öyle ise amel ve ibadetleri bırakıp Cenab-ı Hakk’ın takdirine dayanmıyalım mı? Resulullah (sav) cevaben :

- < Hayır.Çalışınız ve (amelleri bırakıp) kadere dayanmayınız.Çünkü herkes ne için yaratıldı ise o iş için kendisine kolaylık sağlanmış oluyor.(Kişi said ise ona, saadet ehline ait amellerin ifası kolaylaştırılır.Şaki ise şakavet ehlinin işleri kolaylaştırılır) > buyurdu ve şu (mealdeki) ayetleri okudu :

= Ama kim (Allah yolunda malını) verir. Allah’tan korkar,o güzel kelimeyi (La ilahe illallah sözünü) tasdik eder ise muhakkak biz onu (Allah’ın rızasına uygun) en kolay yola muvafık kılarız.Fakat kim cimrilik eder (=Allah hakkını ödemez), Allah’ın yardımına ihtiyaç duymaz (kendisini müstağni sayar) ve en güzel sözü (Tevhid kelimesini) inkar eder ise biz de onu en şiddetli (Cehenneme götürücü) yola hazırlarız. > (Leyl 5-10)

79 … Ebu Hureyre (ra)’den:şöyle dediği rivayet edilmiştir: Resulullah (sav) buyurdu ki:

< Kuvvetli mümin zayıf müminden daha hayırlı ve Allah’a daha sevimlidir.Her ikisinde de hayır vardır. Sana menfati olan şeylere düşkün ol.Allah’tan da yardım dile ve (faydalı şeyleri istemek, Allah’tan da yardım dilemek hususunda) gevşeklik etme.Eğer (hoşlanmadığın) bir şey sana isabet ederse (başına gelirse) ben şunu isteseydim,bunu yapsaydım (bu iş başıma gelmezdi) söyleme ve lakin : “Allah (böyle) takdir buyurdu ve dilediğini yapar. > demelisin.Çünkü Lev (=şunu yapsaydım, böyle olsaydı kelimesi) şeytan (vesvesesine ve) işine yol açar. (= kader’e karşı gelmek güşüncesini kalbe sokar.)>

80 … Ebu Hureyre (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi, Resulullah (sav)’in şöyle buyurduğunu söylemiştir :

< Adem ve Musa (Aleyhisselam) münakaşa ettiler. Musa (Aleyhisselam) Adem (Aleyhisselam)’a :

- Ya Adem! Sen babamızsın. İşlediğin günahla bizi zarara soktun ve bizi Cennetten çıkarttın, dedi. Adem (Aleyhisselam) da Ona :

- Ya Musa! Allah, insanlar içinden seni seçip kelamını sana verdi.Senin için Tevrat’ı eliyle yazdı. Allah’ın, beni yaratmadan 40 yıl önce hakkımda takdir buyurmuş olduğu bir şey (günah) üzerinde sen beni kınıyor musun? dedi.
Böylece Adem, Musa’yı yendi. Böylece Adem, Musa’yı yendi.Böylece Adem, Musa’yı yendi. (Bu cümleyi 3 defa tekrarladı.)

81) … Ali (ra)’den Resulullah (sav), şöyle buyurdu, dediği rivayet olunmuştur.

<Kul, (şu) dört şeye inanmadıkça iman etmiş olmaz. Allah’ın varlığına, birliğine, ortağının olmadığına, şüphesiz benim, Allah’ın Resulu olduğuma, öldükten sonra dirilmeye ve kader’e (iman etmesi gerekir.) >

82) … Hz. Aişe (ra)’dan, rivayet edildiğine göre kendisi şöyle demiştir: Resulullah (sav), Ensar’dan erginlik çağına ermiyen bir erkek çocuğun cenazesine davet edildi.Ben de :

< Ya Resulullah! ne mutlu buna.Hiç bir kötülük (günah) işlemedi, günah işleme çağına ermedi.(Onun için bu çocuk) Cennet kuşlarından bir kuştur.> dedim. Resulullah (sav) :

< Ya Aişe! Şu söylediğin sözden başka şey (yani susmak) daha uygun olur.Şüphesiz Allah Cennet için bir kısım insanlar yarattı.Onları babalarının bellerinde iken Cennet için yarattı. Cehennem için de bazı insanları yarattı.Onları babalarının bellerinde iken Cehennem için yarattı. >

83) … Ebu Hureyre (ra)’den, şöyle dediği rivayet edilmiştir:
Kureyş kabilesine mensup müşrikler gelip Resulullah (sav) ile kader konusunda mücadele ve çekişmeye giriştiler. (Müşrikler kaderi inkar ediyorlardı.) Bu hadise üzerine şu (iki) ayet indi:

< O gün ki mücrimler yüzleri üzerine (Cehennem) ateşi içinde sürükleneceklerdir. (Ve onlara) :Tadın Cehennemin (şiddetli) dokunuşunu! (denecektir.) Şüphesiz her şeyi bir kader ile yarattık. > (54)

84) … Ebu Müleyke (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi Aişe (ra)’ya giderek kader konusunda ona bir şeyler anlattı Aişe : Ben Resulullah (sav)’den işittim buyurdular ki :

< Kim kader meselesine ait az bir konuşma (bile) yaparsa Ahiret günü bu konuşmasından sorumlu tutulur.Ve kim bu konuda hiç konuşmaz ise niçin konuşmadı diye sorguya çekilmez. >

Not: Zevaid’de şöyle denilmiştir :Bu hadisin isnadı zayıftır.

85) … Şuayb (ra)’den, babası Muhammed b. Abdillah (ra)’ün şöyle dediği rivayet edilmiştir:

Ashabı Kiram (ra), kader meselesini tartışırken ; Resulullah (sav) onların yanına aniden geldi.Tartıştıklarını anlayınca öfkesinden (mübarek) yüzünde nar tanesi yarılmış gibi kıpkırmızı oldu. Biraz sonra onlara dedi ki :

< Bununla mı emrolundunuz veya bunun için mi yaratıldınız? Kuran’ın bir kısım ayetlerini diğer bir kısım ayetlerle vuruşturuyorsunuz. Sizden önceki ümmetler ancak bu tip (lüzumsuz) tartışma ile helak oldular. > Ravi (Muhammed) dedi ki : (Babam) Abdullah bin Amr şöyle söyledi :

< Resulullah (sav)’in (bazı) meclislerinden nefsimin beni geri bıraktığını beğenirdim.Hele bu meclisten beni geri bıraktığını çok beğendim. >

Not : Zevaid’de şöyle denilmiştir : Bu hadisin isnadı sahih ve ravileri de sika zatlardır.

86) … (Abdullah) İbni Ömer (ra)’den : şöyle dediği rivayet edilmiştir : Resul-i Ekrem (sav) :

(İslam dininde ) hastalığın (kendiliğinden) bulaşması yok, kuşlarda uğursuzluk yok, baykuş ve Ükey’in (öymesi veya evin damına konmasının) uğursuzluğu da yoktur. > buyurdu. Bir Arabi ayağa kalkarak :

“Ya Resulullah! Sen, (hastalığın bulaşması yoktur, buyurdun, ama) uyuz olan bir devenin deve sürüsünün tümünü uyuz ettiğini gördün mü (buna ne dersin)?“ dedi. Resul-i Ekrem (sav) :

< İşte, O (onların uyuz edilmeleri), kaderdir. (Yoksa) kim ilk deveyi uyuz etti?> buyurdu.

87) … Şabi (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi şöyle demiştir :
Adiy bin Hatim Kufe’ye geldiği zaman Kufe halkının fıkıhçılarından bir grupla yanına vardık ve ona : Resulullah (sav)’den işittiğim hadisleri bize naklet, dedik.Kendisi de dedi ki: Ben Resulullah (sav)’e vardım. Resul-i Ekrem (sav) , bana :

- < Ey Hatim oğlu Adiy! Müslüman ol ki selamete eresin. > buyurdu. Ben de O’na :

- < İslam nedir? > diye sordum. Kendileri :

- < (İslam) Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim şüphesiz Allah’ın Resulü olduğuma şehadet etmen ve kader’in hayrine,şerrine,tatlısına,acısına,tümü ile iman etmendir. >, dedi.

Not: Bu hadisin isnadının zayıf olduğu Zevaid’de bildirilmiştir.

88) … Ebu Musa el-Eşari (ra)’den: Resulullah (sav), şöyle buyurdu,dediği mervidir:

< Kalbin durumu,bomboş arazide rüzgarların döndürdüğü kuşun yeleği haline benzer. >

89) … Cabir (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi şöyle demiştir :Ensar’dan bir adam Resulullah (sav)’e gelerek :

Ya Resulullah (sav) benim bir cariyem vardır.Ben ondan azıl ediyorum?(Bu hareketim caiz mi?), diye sordu. Resul-i Ekrem (sav)  Ona : Cariyen için takdir edilmiş olan şey (çocuk) kendisine gelecektir.> dedi. Bundan bir süre sonra Ensari zat, Resul-i Ekrem’e geldi ve :O cariyem hamile oldu! dedi. Bunun üzerine Resulullah (sav) buyurdu ki :

< Bir nefis için takdir edilmiş olan şey mutlaka olur. >

Not: Zevaid’de bu hadisin isnadının sahih olduğu belirtilmiştir.

90) … Sevban (ra)’den, Resul-i Ekrem (sav) şöyle buyurdu,dediği rivayet edilmiştir:

< Birr (=hayır,iyilik,ihsan)den başka bir şey ömrü arttırmaz ve dua’dan başka bir şey kader’i geri döndürmez.Şüphesiz adam,işlediği günah yüzünden de rızkından mahrum kılınır. >

91) … Süraka bin Cüşüm (ra)’den, rivayet edildiğine göre kendisi şöyle demiştir :Ben Resul-i Ekrem (sav)’e dedim ki :

- Ya Resulallah! Amel, kaderleri çizen kalemin yazdığı mukadderatın cümlesinde mi ki artık kalem onun işini tamamlamış ve kurumuştur? yoksa amel (için geçmişte bir kader oluşu bahis konusu olmayıp kişinin) istikbalde takınacağı tavra göre mi (tahakkuk eder)? Resul-i Ekrem (sav) :

< Amel, kader ile tesbit edilmiş olan mukadderattan olup kalemin yazıp kuruduğu hususlar içindedir.Herkes ne için yaratıldı ise ona müyesser kılınır. >

92) … Cabir bin Abdillah (ra)’den : Resul-i Ekrem (sav) ,şöyle buyurdu: dediği rivayet edilmiştir.

< Bu ümmetin Mecusileri Allah’ın kaderlerini tekzib edenlerdir.Hastalanırlarsa onları ziyaret etmeyiniz,ölürler ise cenazelerinde bulunmayınız ve onlara rastlarsanız onlara selam veriniz. >

93) … Abdullah (ra)’den: Resul-i Ekrem (sav) ,şöyle buyurdu,dediği rivayet edilmiştir:

< Dikkat ediniz! Kendisini Halil edindiğimi sanan her halilin Halilliğinden beriyim. Ben bir Halil ittihaz etmiş olsaydım Ebu Bekr’i Halil edinirdim.Hakikatte sizin arkadaşınız, Allah’ın halilidir. (Ravilerden) Veki dedi ki (< Arkadaşınız> tabiri ile) Resulullah kendi nefsini kasdediyor. >

94) … Ebu Hureyre (ra)’den rivayet edildiğine göre, kendisi Resul-i Ekrem (sav) ‘in şöyle buyurduğunu söylemiştir :

< Ebu Bekr’in malı bana yaradığı kadar hiçbir mal bana yararlı olmadı. > Ebu Hureyre (ra) dedi ki:Ebu Bekr ağladı ve dedi ki:

- Ya Resulallah! Ben ve malım yalnız senindir.Ya Resulallah!

95) … Ali (ra)’den rivayet edildiğine göre, Resul-i Ekrem (sav)  O’na şöyle buyurmuştur:

< Ebu Bekr ve Ömer Nebiler ve Resullerden başka,önce gelen ve sonra gelen tüm Cennetliklerin kühul (=saçları ağarmaya başlayanlar)ın seyyidleri (= efendileri)dirler.Ya Ali! Hayatta oldukları müddetçe onlara (Ebu Bekr ve Ömer’e) haber verme. >

96) … Ebu Said Hurdi (ra)’den:Kendisi, Resulullah (sav), şöyle buyurdu, dediği rivayet edilmiştir.

< Gök ufuklarının birisinde doğan yıldız,(yerdeki insanlar tarafından,aradaki mesafe uzaklığı dolayısı ile güçlükle) görülebildiği gibi,Cennete yüksek derecelere kavuşanları da,kendilerinden aşağı mertebelerde bulunanlar.(aralarında mesafe farkı itibarı ile) zor görebilirler.Şüphesiz Ebu Bekr ve Ömer de o (yüce mertebelere kavuşa)nlardandırlar.Hem de daha yüksektedirler. >

97) … Huzeyfe bin el-Yeman (ra)’ya şöyle dediği rivayet edilmiştir. Resulullah (sav):

< Şüphesiz ben aranızda ne kadar kalacağımı (yaşıyacağımı) kesinlikle bilmem.Bunun için benden sonraki (şu) iki zata uyun > buyurdu.Ve Ebu Bekir ile Ömer (ra)’ya işaret etti.

98) … İbni Ebi Müleyke(ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi İbni Abbas (ra)’dan şöyle işittim ,demiştir:
Ömer bin Hattab (ra) vefat ettikten sonra,naşı Teneşir tahtası üzerine konup henüz kaldırılmadığı zaman halk onun etrafında toplanarak, dua ediyorlar ve rahmet diliyorlar idi.Veyahut İbni Abbas dedi ki O’nu iyilikle anıyorlar ve rahmetle yad ediyorlar idi. Ben de bu cemaat içinde idim.
Bu esnada birisi beni sıkıştırıp omuzumu tutmakla dikkatimi çekti.Ona doğru dönünce bir de baktım ki Ali bin Ebi Talib (ra)’tir.Ömer (ra)’e rahmet okuduktan sonra şöyle dedi :

- (Ya Ömer!) Ben Allah’ın huzuruna senin işlediğin amel gibi bir amel ile çıkmaktan çok hoşlanırım. Senden başka,ameline bu kadar imrendiğim kimseyi bulamadım.Allah’a yemin ederim ki, ben Allah’ın muhakkak seni, iki dostunla ( Resul-i Ekrem ve Ebu Bekir’le) beraber kılacağını kuvvetle ümid ederdim.Çünkü ben gerçekten çok defa Resulullah (sav)’den:

< Ben Ebu Bekir ve Ömer ile gittim.Ben Ebu Bekir ve Ömer ile girdim.Ben Ebu Bekir ve Ömer ile çıktım > dediğini işitirdim.Bunun için ben Allah’ın seni (Ravzai Mutahhara’ya gömülmekle veya kutsal alemde) iki dostunla beraber bulunduracağını kuvvetle ümid ederdim.>

99) … (Abdullah) İbni Ömer (ra)’dan rivayet edildiğine göre kendisi şöyle demiştir:
Resul-i Ekrem (sav) , (bir ara) Ebu Bekir ve Ömer (ra) arasında olduğu halde çıkıp geldi.Ve:
< Biz (Ahiret günü) böylece dirileceğiz > buyurdu.

100) … Ebu Cuhayfe (ra)’den: Resulullah (sav) şöyle buyurdu,dediği rivayet edilmiştir:

< Ebu Bekir ve Ömer (ra) Nebiler ve Resullerden başka Evvelin ve Ahirin (öncekiler ve sonrakiler) tüm Cennetliklerin Kuhulünün efendileridir. >

101) … Enes (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi şöyle söylemiştir: Resulullah (sav)’e:

- Ya Resulallah!İnsanlar içinde sana en sevimli olan kimdir?, diye soruldu. Resulullah (sav) :
– Aişe’dir, diye cevap verdi.Bu kere:
– Erkekler içinde kimdir? diye soruldu. Resul-i Ekrem (sav) :
– <Aişe’nin babası!> buyurdu.

102) … Abdullah b. Şakik (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi şöyle söylemiştir :
Ben Aişe (ra)’ya : Ashabı Kiram’dan en çok hangisi Resul-i Ekrem (sav) ‘e daha sevimli idi? diye sordum. Aişe (ra) :

- Ebu Bekir idi! diye cevap verdi bu defa:
– Sonra hangisi? dedim.Aişe (ra),
– Ondan sonra Ömer’di! diye cevapladı.Bu kere:
– Daha sonra hangisi? dedim.Bunun üzerine:
– Bunlardan sonra Ebu Ubeyde idi! dedi. >

103) … İbni Abbas (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi şöyle demiştir:
Ömer (ra), Müslümanlığı kabul edince Cebrail ( Aleyhisselam) inerek:
< Ya Muhammed! Gök ehli Ömer’in Müslüman oluşu dolayısı ile müjdeleştiler, dedi.>

104) … Übeyy bin Kab (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi: Resulullah (sav) şöyle buyurdu , demiştir:

< Hakk’ın,musafaha ettiği (toka laştığı) ve selam verdiği ilk adam Ömer’dir.Hakk’ın,elinden tutup Cennet’e koyduğu ilk kişi de O’dur.>

105) … Aişe (ra)’dan: Resulullah (sav),şöyle buyurdu,dediği rivayet edilmiştir:

< Allah’ım! İslamiyeti bilhassa Hattab oğlu Ömer(in Müslümanlığı kabul etmesi) ile aziz kıl.>

106) … Abdullah bin Selime (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi,Hz.Ali (ra)’den şöyle söylediğini işittim,demiştir:

- Resulullah (sav)’den sonra insanların en hayırlısı Ebu Bekir’dir ve Ebu Bekir’den sonra da nasın en hayırlısı Ömer’dir.

107) … Ebu Hureyre (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi şöyle demiştir: Biz Resulullah (sav) meclisinde oturuyor idik.O, bize şöyle buyurdu:

< Ben bir ara uyurken kendimi Cennette gördüm.O esnada bir kadın bir köşkün yanında abdest alıyordu.Ben (orada bulunanlara) <Bu köşk kim için (yapılmış)dir?> diye sordum.Kadın: Ömer (İbni Hattab) için! dedi. <(Buraya girip bakmak istedim.Fakat) Ömer’in gayretini (kıskançlığını) hatırladım da hemen geri döndüm.> Ebu Hureyre dedi ki:
< ( Resul-i Ekrem’in müjdesinden duygulanan) Ömer (ra) (sevincinden) ağladı da! Ya Resulallah!Babam,anam sana feda olsun,sana karşı mı kıskançlık edeceğim? dedi. >

108) … Ebu Zerr (ra)’den: Resulullah (sav)’den işittim:Şöyle buyurdu,dediği rivayet edilmiştir :

< Şüphesiz Allah (Teala) hakkı,Ömer’in dili üzerine koydu.(Onun dili ile icra kıldı.) Ömer hak ile hükmeder.>

109) … Ebu Hureyre (ra)’den: şöyle dediği rivayet edilmiştir: Resul-i Ekrem (sav)  buyurdu ki :

< Cennette her peygamberin bir arkadaşı olur.Orada benim arkadaşım da Osman bin Affan’dır.>

110) … Ebu Hureyre (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi şöyle demiştir: Nebi (sav) Mescid’in kapısı yanında Osman (ra)’a rastladı ve :

< Ya Osman! Bu,Cebrail’dir.Kızım Rukiyye’nin mihri misli ile ve onunla yaptığın hayat arkadaşlığı gibi bir arkadaşlık yapmak üzere Allah’ın (kızım) Ümmü Gülsüm’un nikahını sana kıydığını bana haber verdi.> buyurdu.

111) … Kab bin Ucra (ra)’den,rivayet edildiğine göre kendisi şöyle demiştir:

- Resulullah (sav), (meydana gelecek) bir fitneyi zikretti ve pek yakın bir zamanda olacağını bildirdi.O sırada ridası ile başı örtülü bir adam oradan geçti. Resul-i Ekrem de:

< Bu adam o fitne günü hidayet (=doğru yol) üzerinde (olacak)tır.> buyurdu.Ben hemen yerimden sıçradım ve Osman (orada geçmekte olan adam) iki pazısından tuttum: Sonra Resul-i Ekrem’in karşısına çıkıp: Bu adam mı?> diye sordum. Resulullah (sav)’de <Bu adam>dır, buyurdu.

112) … Numan bin Beşir (ra)’den rivayet edildiğine göre Aişe (ra)’a şöyle demiştir: Resulullah (sav) :

< Ya Osman!Eğer Allah sana bir gün bu (halifelik) işi verir de münafıklar Allah’ın sana giydirdiği (halifelik) gömleğini soymaya kalkışırlarsa sakın sen o gömleği soyma, (halifelikten çekilme)> buyurdu.Bu sözü üç defa tekrarladı.

113) …. Kays bin Ebi Hazım (ra)’den rivayet edildiğine göre Aişe (ra) şöyle demiştir:
< Resulullah (sav),(son) hastalığında (bize hitaben) :

- <Ashabımın bazısının yanımda bulunmasına sevinirim>, buyurdu.Biz (O’na):

- Ya Resulallah! Senin için Ebu Bekr’i çağırmayalım mı? dedik. O (bizim bu sözümüz üzerine) sustu. (Bu kere biz O’na) :

- Ömer’i senin için çağırmıyalım mı? dedik.O, yine sustu.(Bunun üzerine biz O’na):

- Senin için Osman’ı çağırmıyalım mı? dedik. Resul-i Ekrem :

- <Evet> buyurdu. (da gereği yapıldı.)

Biraz sonra Osman geldi. Resulullah (sav) onunla yalnız kaldı.(özel görüştü.) Artık Resul-i Ekrem onunla konuşmaya devam ediyordu.Osman’ın yüzü de (gittikçe) değişiyordu.

Ravi Kays dedi ki:
<Hz. Osman (ra)’ın mevlası Ebu Sehle, bilahare (Hz. Osman’ın şehid edilmesi olayından sonra) bana şöyle söyledi:

Hz. Osman bin Affan (ra): <Yevmed Dar = Ev günü :

- Gerçekten Resulullah (sav),bana bir ahit (söz) söyledi.İşte ben buna dönüşücüyüm, dedi.
(İbni Maceh’e, isnadı ileten 2 raviden birisi olan) Ali (bin Muhammed’in rivayet ettiği) hadisinde (Osman (ra)’ın son cümlesi hakkında) dedi ki : <Ben de bu ahit üzerinde sabrediciyim>

Ravi Kays: İşte alimler, hadiste geçen <Yevmed Dar =Ev gününün> (Hz.) Osman’ın evinde muhasara edildiği gün olduğu kanaatında idiler.

114) … Zirr bin Hubeyş (ra)’den,Ali (bin Ebi Talib) (ra)’ın şöyle söylediği rivayet edilmiştir :

- <Gerçekten, mümin’den başkasının beni sevmiyeceğine ve münafıktan başkasının bana buğzetmiyeceğine Ümmi Peygamber (sav), bana kesin bir ahid ve teminat verdi.>

115) … Sad bin Ebi Vakkas (ra)’den,rivayet edildiğine göre Resul-i Ekrem (sav)  Ali (ra)’a şöyle buyurmuştur :

<(Ya Ali!) Bana nisbeten sen, Musa’ya oranla Harun mevkiinde olmaya razı olmaz mısın?>

116) … Bera bin Azib (ra)’den, kendisine şöyle dediği rivayet edilmiştir :

Biz Resul-i Ekrem (sav)’in ifa etmiş olduğu hac seferine beraberinde yola çıkmıştık.O, yolun bir semtinde, konakladı da cemaatla namaz kılma emrini verdi.Daha sonra Ali (ra)’in elini tuttu ve (Ashabına) :

- (Ashabım!) Ben müminlere, kendi nefislerinden evla değil miyim? dedi.Orada bulunan sahabiler :

- (Ya Resulallah!) Evet (evlasın), dediler. Resul-i Ekrem:

- Ey Ashabım!)Ben her mümine,kendi kendi nefsinden evla değimliyim? dedi. (Ashabı Kiram) da :

-Evet, (evlasın Ya Resulullah! diye) cevap verdiler. (Bu konuşmalar cerayan ettikten sonra elini tuttuğu Hz. Ali (ra)’ı işaret ederek) Resul-i Ekrem (sav) :

- <İşte bu (Ali), beni seven herkesin mahbubudur. Allahım! O’nu (Ali’yi) seven kimseleri, sev.O’na buğuz edenlere, sen de buğz et.> dedi.

117) … Abdurrahman bin Ebi Leyla (ra)’dan rivayet edildiğine göre kendisi demiştir ki : (Babam) Ebu Leyla (ra), Ali (ra) ile akşamları görüşüp sohbet ederlerdi. Ali (ra), kışın yazlık elbise, yazın da kışlık elbise giyerdi. Biz (onun bu haline şaştığımız için kendisi ile iyi görüşen Ebu Leyla’ya) : ‘Keşki o’na sorsaydın (Neden mevsimlerin şartlarına göre giyinmiyor?)’ dedik.Bu talebimiz üzerine Ali (ra) şöyle dedi:

<Hayber günü (Kala’nın fethi uzayınca) Resulullah (sav) haber göndererek beni huzuruna çağırttı.Halbuki, Hayber’(in fethi için çalıştığı) günü benim gözlerim ağrıyordu.Ben :

- <Ya Resulallah! Gerçekten gözüm fena ağrıyor> dedim.Bunun üzerine Resulullah (sav), gözlerime tükürdü.Sonra:

<Allahım! Sıcaklığı ve soğukluğu ondan (Ali’den) izale et> diye dua etti.Ali (ra) : Artık ben o günden sonra ne sıcaklık ne de soğukluk duymadım, dedi.Ve Resulullah (sav)’in şöyle buyurduğunu anlattı :

<Hayber halkı ile savaşmak için artık öyle bir adam göndereceğim (ona Müslümanların sancağını vereceğim) ki o, Allah’ı ve Resulünü sever, Allah ve Resulü de onu sever, o, geri çekilecek adam da değildir.> Bu emir üzerine orada bulunan Sahabiler artık bu övülen zatın kim olduğunu merak ve umutla düşünüp beklemeye başladılar.Daha sonra Resulullah (sav) Müslümanların sancağını vermek üzere Ali (ra)’e haber gönderip huzura çağırttı ve Sancağı ona verdi.>

118) … (Abdullah İbni Ömer (ra)’den : Resulullah (sav) şöyle buyurdu, dediği rivayet edilmiştir :

< Hasan ve Hüseyin (ra), Cennet ehlinin gençlerinin seyyid (büyük) leridir.Babaları (olan Ali bin Ebi Talib (ra))’de ikisinden daha hayırlıdır. >

119) … Hubyiş bin Cenade (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi demiştir ki: Resulullah (sav)’den şöyle buyurduğunu işittim :

< Ali (ra) bana bağlıdır.Ben de O’na bağlıyım.Ali (ra)’den başka hiç kimse (yapmak durumunda olduğum bir şeyi) benim yerime eda edemez.>

120) … Abbad bin Abdillah (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisinin, Ali bin Ebi Talib (ra) şöyle söyledi,dediği rivayet edilmiştir :

-Ben Allah’ın kuluyum, O’nun Resulü (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’in Kardeşiyim.Sıddık-i Ekber de benim.Benden sonra Kezzab (çok yalancı) adamdan başka hiç kimse bunu (=Sıddıki Ekber olduğunu) söyliyemez.Halktan 7 yıl önce namaz kıldım.

121) … Abdurrahman İbni Sabit (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi Sad bin Ebi Vakkas (ra)’den nakletmiştir.

Hac seferlerinden birisinde, Muaviye (ra) gelince, Sad (ra) onun yanına vardı.Bir ara Ali (ra)’den bahsettiler.Muaviye (ra) Ali (ra) aleyhinde konuştu.Sad (ra) bundan öfkelendi ve:Sen! (nasıl) bu sözü öyle bir adam için söylüyorsun? ki onun hakkında Resulullah (sav)’den şöyle buyurduğunu işittim :

< Ben kimin mahbubu isem Ali (ra)’den onun mahbubudur.>

Efendimiz’den şöyle buyurduğunu da işittim :

< (Ya Ali!) Senin bana bağlılığın Harun’un Musa’ya bağlılığı mesabesindedir.Şu farkla ki benden sonra peygamber yoktur.>

Resul-i Ekrem’den şunu da buyurduğunu işittim :

< Bugün sancağı öyle bir adama vereceğim ki Allah’ı ve O’nun Resulünü sever. >

122) … Cabir (ra)’den rivayet edildiğine göre Kurayza (=Mekke müşrikleri ile birlikte bütün Arab kabilelerinin İslam aleyhinde hareket etmesi, Beni Kurayza Yahudilerinin de antlaşmayı ihlal ederek düşmanla işbirliği yapması üzerine durumun ciddileştiği gün) Resulullah (sav) :

- <Bize Beni Kurayza’nın (durumu hakkında) kim haber getirir?> diye sordu. Zübeyr:
-Ben (Ya Resulallah! haber getiririm), dedi.Sonra (savaş şiddetlenince) Resulullah (tekrar) :
– < Bize Beni Kurayza hakkında kim haber getirir? > diye sordu. Zübeyr :

- Ben diye cevap verdi.Bu soru ve cevap 3 defa tekrar edildi.Bunun üzerine Resulullah (sav) :

- <Her peygamberin bir havarisi vardır.Şüphesiz benim havarim de Zübeyr’dir.> buyurdu.

123) … Zübeyr (bin el-Avvam (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi şöyle söylemiştir :

And olsun ki,Resulullah (sav) Uhud savaşının olduğu gün benim için babasını ve anasını beraber andı.(Babam,anam sana kuban olsun! buyurdu.)

124) … Urve bin Zübeyr (ra)’dan rivayet edildiğine göre (teyzesi) Aişe (ra),kendisine şöyle demiştir:

Ya Urve! Baban Zübeyr ve baban Ebu Bekir (ra), yaralandıktan sonra yine Allah’ın ve Peygamber’in çağrısına koşanlardandır.

125) … Cabir (bin Abdillah) (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi demiştir ki:Talha (ra) (bir ara) Peygamber (sav)’in yanından geçtikten sonra Resulullah (sav) :

< (Talha) yer yüzünde yürüyen bir şehiddir.> buyurdu.

126) … Muaviye bin Ebi Süfyan (ra)’dan, kendisinin şöyle dediği rivayet edilmiştir : Resulullah (sav) bir ara Talha (ra)’ya baktı ve biraz sonra (ona işaret ederek):

< Bu adam (Allah yolunda şehid oluncaya kadar döğüşeceğine dair) adağını ödeyenlerdendir.>, buyurdu.

127) … Musa bin Talha (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi şöyle demiştir: Biz Muaviye (ra)’nin yanında bulunuyorduk.Muaviye (ra) dedi ki:Ben Resulullah (sav)’den şunu işittiğime şüphesiz şehadet ederim :

< Talha (Allah yolunda şehid oluncaya kadar savaşacağına dair olan) adağını ödeyenlerdendir. >

128) … Kays (b. Ebi Hazım) (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi şöyle demiştir :

- Ben Talha (ra)’ın elini çolak olarak gördüm.Talha Uhud savaşında Peygamberi düşman saldırısından eliyle korumuştu.(Bu esnada eline isabet eden bir ok ile eli sakatlanmıştı.)

129) … Ali (bin Ebi Talib) (ra)’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: Resulullah (sav)’in Sad bin Ebi Vakkas (ra)’dan başka hiçbir kimse için babasını ve anasını topladığını (= babam,anam sana feda olsun dediğini) görmedim.Fakat Uhud savaşının vuku bulduğu gün Resulullah (sav) ona :

< Ey Sad! (düşmana) Ok at.Babam ve anam sana feda olsun >,buyurdu.

130) … Said bin el-Müseyyeb (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi Sad bin Ebi Vakkas’tan şöyle söylediğini işittim, demiştir:
Şüphesiz Peygamber (sav), Uhud günü benim için babasını ve anasını birlikte zikrederek :

< Ey Sad (durma ok) at!Babam,anam sana feda olsun > buyurdu.

131) … Kays bin ebi Hazım (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi Sad bin Ebi Vakkas (ra)’den şöyle söylediğini işittim, demiştir:

- Ben Allah yolunda ok atmış olan Arab mücahidlerin gerçekten birincisiyim.

132) … Said bin El-Müseyyeb (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi şöyle demiştir :

< Sad bin Ebi Vakkas (ra) dedi ki: Benim Müslüman olduğum gün hiç kimse Müslüman olmadı.Ben Müslümanların üçte biri olarak bir hafta durdum. >

133) … Said bin Zeyd (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi şöyle söylemiştir : Resulullah (sav) Aşerei Mübeşşere’nin 10’uncusu idi.Çünkü :

< Ebu Bekr Cennettedir,Ömer Cennettedir,Osman Cennettedir, Ali Cennettedir,Talha (bin Ubeydillah) Cennettedir,Zübeyr Cennettedir,Sad (bin Ebi Vakkas) Cennettedir ve Abdurrahman (bin Avf) Cennettedir. > buyurdu.

Ravi Riyah bin el- Haris diyor ki Said bin Zeyd’e <dokuzuncu zat kimdir?> diye soruldu.O da <dokuzuncu benim> diye cevap verdi.

134) … Said bin Zeyd (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi: Ben Resulullah (sav)’den şunu buyurduğunu şüphesiz işittiğime şehadet ederim, demiştir:

- Resulullah (sav) arkadaşları ile Hira dağı üstünde bulunduğu sırada dağ deprendi.Bunun üzerine Resulullah dağa hitaben:

<Uslu dur ey Hira! Çünkü senin üstünde ancak Peygamber veya Sıdık (=çok dürüst) veya şehid bulunur. (Başka kimse bulunmaz)> buyurdu ve Resulullah (sav) onları şöyle saydı : Ebu Bekr,Ömer,Osman,Ali,Talha,Zübeyr,Sad,İbni Avf ve Said bin Zeyd.(ra)

135) … Huzeyfe İbni Yeman (ra)’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: Resulullah (sav) Necran ehline buyurdu ki:

< Ben hakkıyla güvenilen ve itimada layık bir adamı sizlerle göndereceğim! >Bu söz üzerine Sahabiler (bu yüce emniyete kimin mahzar olacağını anlamak için) intizar etmeye başladılar.Biraz sonra Peygamber (sav), Ebu Ubeyde bin el-Cerrah’ı (onlara) gönderdi.>

136) … Abdullah (İbni Mesud) (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi şöyle söylemiştir:

Şüphesiz Resulullah (sav), Ebu Ubeyde bin el-Cerrah’ı göstererek onun hakkında:

<İşte bu adam, İslam ümmetinin eminidir.> buyurdu.

137) … Ali bin Ebi Talib (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi Resulullah (sav) şöyle buyurdu, demiştir.

< Eğer (Ashabım ile) istişare etmeksizin bir kimseyi kendime halife seçseydim, İbni Ümmi Abd’i seçerdim.>

138) … Abdullah İbni Mesud (ra)’den rivayet edildiğine göre Ebu Bekir ve Ömer (ra) kendisini Resulullah (sav)’in şu buyruğu ile müjdelediler:
<Kim, yeni indiği gibi Kuran’ı okumağa heves ederse, İbni Ümmi Abd’in kıraatı  üzerine onu okusun.>

139) … Abdullah İbni Mesud (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) kendisine şöyle buyurmuştur:

<(Ey Abdullah) Ben seni men edinceye kadar (müsaade almadan) odamın kapısının örtüsünü kaldırabilir ve sırrımı işitebilirsin!>

140) … Abbas bin Abdülmuttalib (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi şöyle demiştir:

Kureyş’ten olan her hangi bir gurup,kendi aralarında konuşurken biz onlara rastladık.(Biz onların yanına varınca) konuşmalarını keserlerdi. Nihayet bu durumu Resulullah (sav)’e anlattık.Bunun üzerine Resulullah (sav):

<Birbirleri ile konuşurlar da benim ehli Beytimden bir adamı görünce konuşmalarını kesen kavimlerin (bu) durumu nedir?Allah’a yemin ederim ki Allah için ve bana yakınlıkları için onları (Ehli Beytim’i) sevmedikçe kişinin kalbine iman girmez.> buyurdu.

141) … Abdullah bin Amr (ra)’dan rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurdu, demiştir:

<Şüphesiz Allah, İbrahim (Aleyhisselam)’ı Halil ittihaz ettiği gibi beni de Halil edindi.Bu sebeble kıyamet günü Cennette benim yerim ile İbrahim’in yeri karşı karşıyadır.Abbas da aramızda olup iki Halil arasında bir mümindir.>

142) … Ebu Hureyre (ra)’den rivayet edildiğine göre Peygamber (sav) Hasan (bin Ali) için şöyle dua etti:

<Allah’ım! Gerçekten ben bunu seviyorum.Bunu, sen de sev ve bunu seveni de sev.> Ebu Hureyre dedi ki: Ve Resulullah (sav) onu bağrına bastı.

143) … Ebu Hureyre (ra)’den rivayet edildiğine göre Peygamber (sav) :

<Hasan ve Hüseyin’i seven kimse şüphesiz beni sevmiş olur. Ve onlara buğz eden kimse şüphesiz bana buğz etmiş olur.> buyurdu.

144) … Said bin Ebi Raşid (ra)’den rivayet edildiğine göre Yala bin Murre (ra) onlara: Kendileri (bir cemaat halinde Resulullah (sav) ile davet edildikleri bir yemeğe giderlerken; sokakta oynayan Hüseyin ile aniden karşılaştı.Peygamber (sav) beraberindeki cemaatin önüne geçti ve iki kolunu açtı.(Hüseyin’i yakalamak istedi) Çocuk ise yakalanmamak için şuraya buraya kaçıyordu. Resulullah çocukla gülüşerek (onu kovalıyordu.) Nihayet onu yakaladı sonra bir elini çocuğun çenesinin altına diğer elini onun ensesine koydu bunun akabinde onu öptü ve şöyle buyurdu, demiştir:

<Hüseyin benden bir parçadır.Ben de Hüseyin’denim.Kim Hüseyin’i severse Allah da onu sevsin.Hüseyin’i Asbat (torunlar)’dan bir sıbt (torun)’dır.>

Ali bin Muhammed, Veki ve Süfyan’dan rivayet edilen ikinci bir sened ile aynı hadis bize (İbni Maceh’e) intikal etmiştir.

145) … Zeyd bin Erkam (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin (ra)’e hitaben şöyle buyurdu :

<Sizler, barış halinde bulunduğunuz kimse ile bende barış halinde olurum ve harp halinde bulunduğunuz kimse ile ben de harp halinde olurum.>

146) … Ali bin Ebi Talib (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi demiştir ki: Ben Resulullah (sav)’in yanında oturuyordum.Ammar bin Yasir huzura çıkmak için (kapıda) izin istedi. Peygamber (sav) :

<Ammar’a (içeri girmesi için) izin veriniz!Tayyib (=aslında güzel olan ve), Mutayyab (=daha da güzelleştirilen Ammar)’a merhaba>

147) … Hani bin Hani (ra)’den şöyle dediği mervidir:
Ammar (Hz.) Ali’nin yanına girdi.Ali (ra) onu kasdederek: Tayyib (= aslında güzel olan ve), Mutayyab (= daha güzelleştirilen)e merhaba! Ben Resulullah (sav)’den işittim buyuruyordu ki:

< Ammar, kemiklerinin uçlarına kadar (bütün vücudu) iman ile doldurulmuştur.>

148) … Aişe (ra)’dan rivayet edildiğine göre kendisi Resulullah (sav), şöyle buyurdu,demiştir :

< Ammar, kendisine arzolunan iki şeyden daima en doğrusunu seçmiştir.>

Miftahül Hace’de rivayet edilen başka bir hadis şöyledir :

< Ammar iki şey arasında muhayyer kılınırken daima en kolay olanı seçmiştir.>

149) … Büreyde (bin el-Husayb el-Eslemi) (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

- < Şüphesiz Allah dört kişiyi fazla sevmemi emretti.Ve onları sevdiğini bana haber verdi.>

-(Ashab tarafından) : Ya Resulallah! Bu dört zat kimlerdir? diye soruldu. Resul-i Ekrem (sav)  buna cevaben:

- < Ali onlardandır.Peygamber bu cümleyi üç defa tekrarladı.(Ve kalan üç zatı şöyle sıraladı) :Ve Ebu Zer(-i Gıfari), Selman(-ı Farisi) ve Mikdad (bin Esved)dir. Buyurdu.>

150) … Abdullah İbni Mesud (ra)’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

< Müslüman olduğunu ilk açıklayan (şu) yedi zat idi: Resulullah (sav), Ebu Bekir,Ammar,anası Sümeyye,Suhayb,Bilal(-i Habeşi) ve Mikdad (bin el-Esved).

(Müşriklerin bunlara karşı takındığı tavıra gelince),Allah, Resul-i Ekrem (sav)’i amcası Ebu Talib(in himayesi) ile (müşriklerden) korudu.Ebu Bekr’i de kavminin nüfuzu ile korudu.Fakat diğer Müslümanlar ise, müşrikler, onları yakaladı.Demirden (mamul gömlekler giydirip vücudlarının yağlarını eritmek sureti ile tazib etmek için onları (Mekke’nin) kızgın güneşi altında yatırdılar.İslamiyetten döndürmek için sürdürdükleri bu azablara dayanamayan bu Müslümanların hepisi müşriklerin istediğini (zahiren) kabullendiler.Fakat Bilal müstesna (o zahiren bile müşriklere en ufak bir taviz vermedi.) Çünkü,Bilal,Allah uğrunda canını feda etmesini gerçekten küçümsedi.Tazib eden kavmi de onu öldürmeyi küçümsediler.Bu yüzden müşrikler (Bilal’dan istediklerini koparamayınca) onu tutup çoluk çocuklara (ayak takımına) teslim ettiler.Bu (serseri) takım onu Mekke sokaklarında ve çevresindeki dağ yollarında süründürdüler.Bilal ise : (Allah) birdir birdir, diyordu.>

151) … Enes bin Malik (ra)’den, Resulullah (sav) şöyle buyurdu, dediği rivayet edilmiştir :

< (Abdolsun ki) Allah uğrunda gerçekten bana eziyet edildi.(O esnada benden başka) hiç kimseye eziyet edilmiyordu ve Allah uğrunda hakikaten ben korkutuldum (=tehdit edildim.) (O zamanlarda benden başka) hiç kimse korkutulmuyordu.Bilal’in,kendi koltuğu altında sakladığı bir parça azıktan başka ne bende ne de Bilal’de bir canlının yiyebileceği bir şey bulunmadığı halde üçüncü gece üzerime gelip (bastı).>

152) … Salim (ra)’den rivayet edildiğine göre bir Şair Bilal bin Abdillah (bin Ömer bin el-Hattab) (ra)’ü överek:

- < Bilal bin Abdillah, Bilaller’in en hayırlısıdır > dedi.İbni Ömer, (Bilal’ın babası) Şair’e :

- < Sen yalan söyledin! Hayır. (Bilaller’in en hayırlısı oğlum olan Bilal değildir).Fakat Resulullah (sav)’in Bilal’i en hayırlı Bilal’dır >, dedi.

153) … Ebu Leyla el-Kindi (ra)’den rivayet edildiğine göre Habbab (bin el-Eret) (ra. Ömer ra)’in yanına geldi.Hz Ömer ona :

< Yakınıma gel.Çünkü, Ammar (ra) müstesna,bu meclise senden daha fazla hak kazanmış (liyakatlı) kimse yoktur.> dedi.Bunun üzerine Habbab, müşriklerin yaptıkları işkence ve azabın kendisinin sırtında bıraktığı izleri Ömer’e göstermeye başladı.

154) … Enes bin Malik (ra)’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resulullah (sav) şüphesiz buyurdular ki:

< Benim ümmetime mensup insanlar içinde ümmetime en çok merhametli olan (zat) Ebu Bekir’dir.Allah’ın dini (hükümlerin tatbiki) hususunda onların en şiddetlisi Ömer’dir.Onların samimi olarak en çok haya edeni Osman’dır.Hak ve Batılı ayırd etmek bakımından onların en isabetli hüküm vereni Ali bin Ebi Talib’dir.Kuran okuyuşu bakımından onların en üstünü Übeyy bin Kab’dır.Helal ve haramı en iyi bilenleri Muaz bin Cebel’dir.Feraiz ilmini en iyi bilenleri Zeyd bin Sabit’tir.Dikkat! Şüphesiz her milletin bir emini vardır.Bu ümmetin emini de Ebu Ubeyde bin el-Cerrah’tır.>

155) … Enes bin Malik (ra)’ın bu (yukarıdaki) hadisinin mislini senediyle rivayet etti.Ancak Zeyd bin Sabit (ra) hakkındaki cümleyi :

= < Ve feraizi en iyi bilenleri şeklinde söyler. >

156) … Abdurrahman bin Amr bin el-As (ra)’dan rivayet edildiğine göre: < Ben Resulullah (sav)’den şöyle buyurduğunu işittim> demiştir :

< Ebu Zer’den daha doğru ve düzgün sözlü bir adamı yer (küresi) taşımamış ve gök (yüzü) gölgelememiştir.>

157) …. El-Bera bin Azib (ra)’den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir :

Bir kere Resulullah (sav)’e ( Ükeydir tarafından ) ipekli kumaştan bir parça hediye edildi.Sahabiler, (güzelliğine ve yumuşaklığına hayret ettikleri) kumaşı bir birinin elinden almaya (elleyip incelemeye) başladılar.Bunun üzerine Resulullah (sav), oradaki sahabilere :

< Siz bu kumaşın güzelliğine ve yumuşaklığına taaccüp mü ediyorsunuz?> diye sordu. Sahabiler de :

- Evet Ya Resulallah! diye cevap verdiler.Bu cevap üzerine Resulullah (sav) :

< Nefsim,kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki: Sad İbni Muaz’ın Cennetteki mendilleri (çok beğendiğiniz) bu ipekli kumaştan şüphesiz daha hayırlı (ve güzel)dir.>
158) … Cabir (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav),şöyle buyurdu,dediği rivayet olunmuştur.

< Rahman’ın Arşı, Sad bin Muaz’ın ölümü için titredi. >

159) … Cerir bin Abdillah el-Beceli (ra)’den şöyle söylediği rivayet edilmiştir:

Ben ,Müslüman olduğum zamandan beri Resulullah (sav)’in yanına girmek istediğimin her defasında O,beni kabul buyurdu.(Hiç beni geri çevirmemiştir) ve beni gördükçe yüzüme gülümserdi.At üzerinde duramadığımı (kendimi tutamadığımı) bir ara Resulullah’a arzetmekle halimden şikayetçi oldum.Bunun üzerine Resulullah (Mübarek) eliyle göğsüme (şiddetli bir darbe) vurdu.Sonra :

< Allahım! Sen Cerir’i (at üstünde) sabit kıl, onu hadi (hidayete erici,erdirici) ve mehdi (hidayete erdirilmiş) kıl > diyerek dua buyurdu.

160) … Rafi bin Hadic (ra)’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: Cebrail (Aleyhisselam) veya bir melek Peygamber (sav)’e geldi ve:

- < (Ey Allah’ın Peygamberi!) Bedir savaşına katılan sahabileri sizler kendi aranızda nasıl (bir mertebe sahibi olarak) sayarsınız? diye sordu.Buna cevaben :

- Onları, müslümanların en seçkin ve üstün simaları olarak sayarız,buyurdular.Soru sahabi melek :

Sizler o kahramanları üstün saydığınız gibi Bedir savaşına katılan melekler de bizce meleklerin en hayırlı olanlarıdır >, dedi.

161) … Ebu Hureyre (ra)’den Resulullah (sav), şöyle buyurdu dediği rivayet edilmiştir :

< (Ey müminler!) sakın benim ashabıma sövmeyiniz.Çünkü (onların şeref ve fazileti pek yüksektir) nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki sizden birisi Uhud (dağı) kadar altın sadaka verdiği farzedilse, bu (koca sadakanın sevabı) ashabımdan birisinin iki avuç (hurma) sadakası(nın sevabı)na erişmez. Hatta bunun yarısına bile erişemez. >

162) … Nüseyr bin Zulük (ra)’den rivayet edildiğine göre (Abdullah) İbni Ömer (ra) şöyle söylerdi :

< (Ey Müslümanlar!) Sakın (Hz.) Muhammed (sav)’in ashabına sövmeyin!Çünkü, onlardan birisinin bir saatlik kıyamı sizden birisinin ömür boyunca işlediği amelinden daha hayırlıdır. >

163) … Bera bin Azib (ra)’den Resulullah (sav) şöyle buyurdu, dediği rivayet edilmiştir :

< Kim Ensar’ı severse Allah da onu sever ve kim onlara buğzederse Allah da ona buğzeder. >
Hadisin senedindeki ravilerden Şube şöyle demiştir: (Bana bu hadisi nakleden) Adi (İbni Sabit)’e :

- Sen bu hadisi bizzat Bera bin Azib’den işittin mi? diye sordum.Adi :

- (Bu hadisi) Bera bana nakletti, dedi.

164) … Sehl bin Sad (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur :

< Ensar, şiar (= Bedene en yakın iç elbise) gibidir.Diğer insanlar da disar (= nisbeten tenden uzak olan en üst elbise) gibidir.Eğer insanlar bir dere veya dağ yoluna yönelip ve Ensar da başka bir dere yoluna yönelmiş olsalardı şüphesiz ben Ensar’ın yöneldiği dere yolunda giderdim ve eğer hicret(in yüce şeref ve üstün fazileti) olmasaydı muhakkak ben (kendimi) Ensar’dan bir kişi (saymış) olurdum. >

165) … Amr İbni Avf (ra)’den Resulullah (sav), şöyle buyurdu dediği rivayet edilmiştir :

< Allah Ensar’a, Ensar’ın oğullarına ve Ensar’ın oğullarının oğullarına (yani Ensar’ın torunlarına) rahmet eylesin. >

166) … İbni Abbas (ra)’dan şöyle dediği rivayet olunmuştur: Resulullah (sav) bir ara beni kucakladı ve :

< Allahım! Buna hikmet ve kitab (Kuran) tevilini öğret > diye buyurdu.

167) … Abide (bin Amr es-Selmani (ra)’den Hz. Ali (ra)’den haricilerden bahs ederken: şöyle söyledi, dediği rivayet olunmuştur :

< Hariciler arasında kolları doğuştan çok kısa olan bir adam vardır. Eğer sizlerin amelleri bırakacak ve günahları işlemeye cesaret edecek derecede sevinmeniz endişesi olmasaydı haricileri öldüren kimseler için Allah’ın (Hz.) Muhammed (sav)’in (mübarek) dili üzerinde söz verdiği mükafata ait hadisi size rivayet edecektim. >

(Ravi Abide diyor ki: ) Ben (Hz.) Ali’ye :

-(Kasd ettiğin) hadisi Hz. Muhammed (sav)’den sen işittin (mi?) diye sordum.(Hz.) Ali, üç defa:

-Evet! (Ben bizzat Resulullah (sav)’den işittiğime) Kabe Rabb’ine and olsun, dedi. >

168) … Abdullah İbni Mesud (ra)’den Resulullah (sav), şöyle buyurdu dediği rivayet olunmuştur:

< Son zamanda (kıyamete yakın devirde) yaşları küçük, akılları noksan (tecrübeleri kıt) bir zümre çıkacaktır.Onlar (hariciler fırkası gibi) insanların sözlerinin en hayırlısı (olan Peygamber’in tebliğleri)nden bahsedecekler, Kuran okuyacaklar, fakat okudukları Kuran,onların boğaz çemberlerinden öteye geçmeyecektir.Bunlar, şiddetle atılan okun av(ı delip on)dan öte çıktığı gibi İslam (dinin)den hızla çıkıvereceklerdir. Bunun için kim onlara rastlarsa (hemen) onları öldürsün. Çünkü onları öldürmek, Allah katında katilleri için ecir ve sevaptır. >

169) … Ebu Seleme (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi şöyle söylemiştir: Ben Ebu Said Hudri (ra)’a :
Sen! Resulullah (sav)’in Haruralılar (hariciler) hakkında bir şey anlattığını işittin mi? diye sordum.Bunun üzerine Ebu Said:
Resulullah (sav)’in külfetle ibadet eden bir kavmi (şöyle) zikrettiğini (bizzat) işittim, dedi:

< Sizden her hangi birisi (türüyecek olan) o kavmin namazlarının yanında kendi namazını,onların oruçlarının yanında kendi orucunu küçük görecektir. Onlar okun avdan (delip) çıktığı gibi dinden çıkacaklar.Okun sahibi (avı delip geçen) okunu alır (tetkik eder) okunun demirine bakar (kan namına) bir şey göremez.Okun kirişine bakar, orada bir şey göremez.Sonra ağaç kısmına bakar, oradada bir şey göremez.Bundan sonra yelelerine bakar, bunda da (kan izinden) bir şey görüp görmiyeceğinden şüphelenir. >

170) … Ebu Zer (ra)’den Resulullah (sav) şöyle buyurdu, dediği rivayet olunmuştur:

< Şüphesiz benden sonra ümmetimden bir kavim vardır.( Ravi diyor ki Resulullah ilk cümleyi ya böyle ifade buyurdu ve yahut benden sonra ümmetimden bir kavim olacaktır, (dedi.) Bu kavimdekiler Kuran okuyacaklar, fakat Kuran(ın feyzi) onların boğazlarını geçmiyecektir.Onlar, okun avdan (delip) çıktığı gibi dinden çıkacaklar.Sonra dine dönmeyeceklerdir. Onlar insanların ve hayvanların en köyüleridir. >

(Hadisi Ebu Zer’den rivayet eden) Abdullah bin Es-Samıt şöyle dedi : (Ben bu hadisi Ebu Zer’den işittikten) sonra El- Hakem bin Amr el-Gifari’nin kardeşi Rafi bin Amr’e bunu anlattım.Kendisi:

< Ben de bunu Resulullah (sav)’den işittim, dedi. >

171) … İbni Abbas (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

< Ümmetimden bir kısım insanlar muhakkak Kuran okuyacaklardır.Fakat okun avı delerek hızla çıktığı gibi onlar da süratle İslamiyetten çıkacaklardır. >

172) … Cabir bin Abdillah (ra)’den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir:

Resulullah (sav) (Mekke civarında) Cirane (denilen mevki)de külçe altın,gümüş ve ganimet mallarını taksim ediyordu.Mal Bilal’in eteği içinde idi.Bu esnada bir kişi (küstahça bir eda ile) :

- Ya Muhammed (sav) adalet et! Çünkü hakikaten (şu taksim işinde) sen adalet etmedin, dedi. Bu söz üzerine Resulullah (sav) ona:

< Sana azap olsun! Ben adalet etmeyince benden sonra kim adalet edecektir? > diye cevap verdi.Bundan sonra Ömer (ra):

Ya Resulallah! Bu münafığın boynunu vurmam için beni (serbest) bırak, dedi. Resulullah (sav) Ömer (ra)’e cevaben :

< Şüphesiz bu adamın arkadaşları veya arkadaşçıkları vardır.Bunlar Kuran okuyacaklar,fakat Kuran onların boyun çemberlerini geçmiyecektir. Ok süratle avı delerek öteye çıktığı gibi bunlar da dinden hızla çıkıvereceklerdir. > buyurdu.

173) … İbni Ebi Evfa (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurdu demiştir :

< Hariciler Cehennem’in köpekleridir. >

174) … (Abdullah) İbni Ömer (ra)’den Resulullah (sav) şöyle buyurdu, dediği rivayet olunmuştur :

< Öyle genç bir cemaat türeyecek ki Kuran okuyacaklar.Fakat okudukları Kuran onların boğazlarının çemberlerinden öteye geçmeyecektir.Onlardan bir grup çıktıkça hemen kökleri kazılmalıdır. >

İbni Ömer dedi ki: Ben Resulullah (sav)’den

< Onlardan bir grup çıktıkça hemen kökleri kazılmalıdır. > fıkrasını 20 defadan fazla işittim. (Ravi İbni Ömer bundan sonra Resulullah’ın buyurduğu hadisin son parçasını şöyle nakletti.) :

< Nihayet bu cemaatın sürdürdüğü hile ve aldatma esnasında veya onların askerleri arasında Deccal çıkıverecektir. >

175) … Enes bin Malik (ra)’den Resulullah (sav) şöyle buyurdu, dediği rivayet edilmiştir :

< Son zamanlarda veya bu ümmet arasında öyle bir kavim çıkacaktır ki Kuran okuyacaklar.Fakat (okudukları) Kuran onların boğazlarının çemberlerini veya boğazlarını geçmeyecektir.Onların alameti (başlarını) kazımak suretiyle tıraş olmalarıdır.Siz onları gördüğünüz veya onlara rastladığınız zaman hemen onları öldürünüz. >

176) … Ebu Galip (ra)’den rivayet edildiğine göre Ebu Ümame (ra) şöyle buyurmuştur:

< Öldürülen Hariciler, gök cildi (görülen tabakası) altında öldürülenlerin en kötüleridir.Öldürülen insanların en hayırlısı da Haricilerin öldürdüğü kimselerdir.(Çünkü şehid olurlar.) Hariciler Cehennem ehlinin köpekleridir.Bunlar müslüman idiler sonra kafir oldular.(Ravi Ebu Galip diyor ki) :Ben Ebu Ümame’ye:

Bu söz, senin söylediğin bir şeydir! dedim.Ebu Ümame :
Hayır! Ben bu sözü Resulullah (sav)’den işittim,dedi.

177) … Cerir bin Abdillah (el-Beceli) (ra)’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Biz Resulullah (sav)’in yanında oturuyorduk.Kendisi ayın on dördüncü gecesi (dolun) aya bakıp :

< Şu ay’ı nasıl hepiniz izdihamsız olarak ve sıkışıp üst üste yığılmanıza ihtiyaç kalmadan görüyorsanız şüphesiz Rabbiniz de (kıyamet günü) öylece göreceksiniz.Artık güneşin doğuşundan ve batışından önceki namazların bir birisinden alıkonmamaya gücünüz yeterse (onu) işleyiniz. > buyurdu.Sonra şu (mealdeki) ayeti okudu:

< … Ve güneşin doğuşundan önce de gurubundan önce de Rabbine hamd ile tesbih et. >  (Kaf, 39)

178) … Ebu Hureyre (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi, Resulullah (sav), şöyle buyurdu,demiştir :

< Ayın ondördüncü gecesi kamer’i (dolunayı) görebilmek için izdihama ve üst üste yığılmaya ihtiyaç duyuyor musunuz? > Sahabiler :

Hayır! diye cevap verdiler.Resulullah da :

< İşte öylece kıyamet günü Rabbinizi görebilmek için hiç bir izdihama ve üst üste yığılmaya ihtiyaç duymayacaksınız. > buyurdu.

179) … Ebu Saidi Hudri (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi şöyle demiştir : Biz (Resulullah’a) :

Ya Resulallah! (Kıyamet gününde) biz Rabbimizi görecek miyiz? diye sorduk, (Sallallahü Aleyhi ve Selem) efendimiz hazretleri bize cevaben):

< Siz, güneş’i öğle zamanı ve hiçbir bulut yokken görmek için itişip kakışmaya,birbirinize zahmet vermeye ihtiyaç görür müsünüz? > diye sordu.Biz :

Hayır! diye cevap verdik.Bu kere :

< Ayın on dördüncü gecesi (dolun) ayı yine ( hava ayaz iken ve) hiçbir bulut yok iken görmek için bir birinize izdiham etmeye hacet duyar mısınız? > diye sordu. Sahabiler :

Hayır! diye cevapladılar. (Bunun üzerine) Resulullah (sav) :

< Şüphesiz Allah’ı görmek hususunda ancak (durumu anlatılan) öğle güneşi ve dolunayı görmek için duyduğunuz izdiham kadar bir zahmet göreceksiniz. (Yani Güneş ve Ay’ı görmek için nasıl hiçbir zahmet çekmiyorsanız, ahiret günü Allah Teala’yı görmek için de hiçbir zahmet çekmiyeceksiniz.) > buyurdu.

180) … Ebu Rezin (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi şöyle söylemiştir:Ben Resulullah (sav)’e :

- Ya Resulallah! Kıyamet günü biz Allah’ı görecek miyiz? ve mahlukatı içerisinde Allah’ı görebilmenin alameti nedir? diye sordum. Resulullah (sav):

< Ya Eba Rezin! Hepiniz ayrı ayrı ve izdihamsız olarak Ay’ı görmüyormusunuz? > buyurdu.

Ebu Rezin dedi ki Ben:

- Evet! (Buyurduğun gibi hepimiz izdihamsız olarak ayrı ayrı ay’ı görüyoruz), dedim. Resulullah (sav):

< İşte, Allah her şeyden büyük ve yücedir. Ve rahatlıkla gördüğünüz Ay Allah’ın yaratıkları içinde bir alamettir >, buyurdu.

181) … Ebu Rezin (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurdu demiştir:

< Sıkıntılı durumlarının değişmesi yakın olmakla beraber kullarının ümitsizliğe kapılmalarına Allah güldü > buyurdu.Ebu Rezin dedi ki ben:

- Ya Resulallah! Rab (Teala Hazretleri) güler mü? diye sordum. Resulullah (sav) :

< Evet > buyurdu. (Bunun üzerine) Ben:

< Gülmek vasfını taşıyan bir Rab’ten daima hayır buluruz, dedim. >

182) … Ebu Rezin (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi şöyle söylemiştir: Ben Resulullah (sav)’e:

- Ya Resulallah! Rabbimiz mahlukatı yaratmadan önce nerde idi? diye sordum. Resulullah (sav) :

< Rabbimiz, ne altında ne de üstünde hava bulunmayan bir ama (bulut) da idi.Orada hiçbir yaratık yoktu.Rabbimizin arşı su üzerindedir >, buyurdu.

183) … Safvan bin Muhriz El-Mazini (ra)’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

Abdullah bin Ömer (ra) bir ara Kabe’yi tavaf ederken biz de onun beraberinde idik.Aniden bir adam ona çıkıp geldi ve:

- Ya İbni Ömer! Resulullah (sav)’in Necva(= kıyamet günü Allah ile Müminler arasında cereyan edecek olan özel görüşme) hakkında buyurduğu (şeyleri) kendisinden sen nasıl işittin? diye sordu. Abdullah İbni Ömer:

Ben Resulullah (sav)’den şöyle buyurduğunu işittim:

< Mümin (kul), kıyamet günü Rabbine öyle bir derecede yaklaştırılır ki, artık Rabbi onun sırrını mahşer ehlinden saklamış olur.Sonra Rabbi ona bütün günahlarını ikrar ettirir. Rabbi, (ona günahlarını itiraf ettirirken) şunu işlediğini sen bilir misin? diye sorar.Mümin de : Ya Rabbi! bilirim ,der.Nihayet müminin işlediği günahlar hakkındaki itirafları Allah’ın dilediği miktara ulaşınca Allah Teala ona < şüphesiz ben senin işlediğin günahları dünyada senin için örttüm.Bu gün de senin için o günahlarını mağfiret ediyorum > buyurur. Resulullah buyurdu ki : Sonra onun hasenatının sahifesi veya defteri onun sağ eline verilir.Resulullah buyurdu ki : Ama kafir veya münafık ise şahitlerin başları üzerinde nida edilerek şöyle haykırılır:

Şunlar Rablerine karşı yalan söyleyenlerdir. Haberiniz olsun.Allah’ın laneti zalimlerin üzerinedir. > Ravilerden Halid (bin el-Haris) dedi ki hadis metninden:
< Şahitlerin başları üzerinden> lafzı münkatı’dır.Bu lafzın dışındaki metnin tamamı mevsul’dur.

184) … Cabir bin Abdillah (ra)’den Resulullah (sav) şöyle buyurdu, dediği rivayet olunmuştur :

< Cennet ehli (kendilerine verilen) nimet içinde (yaşar) iken aniden onlara bir nur çıkıp yükselecektir.Bunun üzerine onlar başlarını kaldıracak (bu nura bakacaklar). İşte o anda Rab Teala, şanına layık bir yükseklik ve yücelikle onların fevkinden onlara zuhur edecektir.Sonra (onlara) :

- Ey Cennet ehli, Selam sizlere olsun! buyuracaktır.

Resulullah (sav) buyurdu ki:
İşte (Allah’ın Cennet ehline buyurduğu) şu selam, O’nun = < Allah tarafından bir söz olarak onlara < Selam > vardır. Kavli (Celili)dir. > (Yasin, 58)
(Bundan sonra) Resulullah (sav) :

< Allah Teala (Selam verdikten) sonra onlara bakar, onlar da Allah’a bakarlar da Allah’a baktıkları sürece hiçbir nimete iltifat etmiyecekler.Nihayet Allah zatını onlar tarafından görülmez kılar.Fakat Cennet ehlinin makamlarında ve onların üzerinde Allah’ın nuru ve bereketi devamlı kalır. >

185) … Adiyy bin Hatim(-i Tai) (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurdu demiştir:

< Sizden hiç kimse yoktur ki Rabbı, (Ahiret günü) kendisi ile konuşacak olmasın. (Rabbiniz her biriniz ile ayrı ayrı konuşacakken de) Rab ile kul arasında tercüman bulunmayacaktır.Bu esnada kul sağına bakar, önceden sunmuş olduğu amelinden başka hiçbir şey görmez. Sonra sol tarafına bakar, takdim ettiği amelinden başka hiçbir şey görmez. Daha sonra önüne bakar, Cehennem ateşi ona görünür.

Sizden kim Cehennem ateşinden bir hurma tanesinin yarısı ile de olsa korunabilirse bunu yapsın. >

186) … Abdullah bin Kays (Ebu Musa) el-Eşari (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurdu,demiştir :

< Kabları ve bütün eşyaları gümüşten olan iki cennet vardır. Ve kabları ile bütün eşyaları altından olan iki cennet daha vardır.Adin (adlı) Cennet ehli ile bunların Rabları Tebareke ve Teala’ya bakmaları arasında, Allah’ın zatı üzerindeki azamet ve Kibriya rida (= vasfı)ından başka bir engel yoktur. >

187) … Suhayb (ra)’den şöyle dediği rivayet olunmuştur: Resulullah (sav) şu ayeti okudu:

= < İman edip güzel amel işleyenlere Cennet ve bir de Allah’ın cemalini görmek vardır… > (Yunus suresi, 26) ve şöyle buyurdu:

< Cennet ehli Cennete, Cehennem ehli de Cehenneme girdikleri zaman bir davetçi : Ey Cennet ehli! Şüphesiz Allah indinde sizler için bir vaad vardır.Allah o vaadı sizlere tam olarak ifa etmek ister, diye çağırır.Bunun üzerine Cennet ehli :

O (vaad) nedir? Allah mizanlarımızı (hasenatla) ağırlaştırmadı mı, yüzlerimizi ak etmedi mi, bizi Cennete dahil etmedi mi, bizi (Cehennem) ateşinden kurtarmadı mı? diye cevap verirler. (Allah’ın onlara bahşettiği lütufları bir bir sıralarlar.) Resulullah buyurdu ki ; Bunun üzerine Allah, yüce zatı ile kulları arasından hicap (perdesi)ını açar da Cennet ehli O’na bakar dururlar.Allah’a andolsun ki, Allah Cennet ehline, zatına bakmaktan daha sevimli ve gözlerini daha doyurucu bir şey (nimet) onlara vermemiştir.

188) … Aişe (ra)’den şöyle dediği rivayet edilmiştir:

İşitmesi bütün sesleri ihata eden Allah’a hamd olsun. And olsun ki mücadeleci kadın Peygamber (sav)’e geldi. Ben de odanın bir kendarında idim.O (kadın) eşini şikayet ediyordu.Ben onun söylediklerini işitmiyordum. Biraz sonra Allah: < ………. > Ayetini indirdi.

NOT: Hz. Aişe (ra)’nin hadisin bitiminde okuduğu ayet –Mücadele –  suresinin birinci ayetinin baş kısmıdır.Ayetin tamamının meali şöyledir:

< Kocası hakkında seninle mücadele eden ve (kimsesizliği ile ihtiyacından dolayı) Allah’a şikayet eden kadının sözünü şüphesiz Allah işitti. Allah zaten konuşmalarınızı işitir; Çünkü Allah şüphesiz her şeyi işitici ve görücüdür. >

189) … Ebu Hureyre (ra)’den Resulullah (sav) şöyle buyurdu, dediği rivayet olunmuştur:

< Rabbınız, mahlukatı yaratmadan önce, kendi (kudret) eliyle kendi zatı üstüne: < Benim rahmetim gazabıma sebkat etti. > (vaadını) yazdı. >

190) … Talha bin Hıraş (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi, Cabir bin Abdillah (ra)’den şöyle söylediğini işittim,demiştir :

(Ravi Cabir’in babası olan) Abdullah bin Amr bin Haram, Uhud günü şehid edilince, Resulullah (sav) bana rastladı ve :

< Ya Cabir! Babana Allah’ın söylediği sözü sana bildirmiyeyim mi? > diye sordu.

(Müellife hadisi rivayet eden 2 raviden) Yahya da hadisinde (yukarıdaki fıkra yerine) şöyle söylemiştir: Resulullah, Cabir’e rastlayınca:

< Ya Cabir! Neden ben seni (kalben) kırgın (ve üzgün) görüyorum? diye sordu.Cabir dedi ki,Ben de:

Ya Resulallah! Babam şehid edildi ve çoluk çocuk ile borç bıraktı, diye cevap verdim. Resulullah (sav) :

< Ey Cabir! O halde Allah’ın babanı nasıl bir hitab ile karşıladığını sana müjdelemiyeyim mi? > buyurdu.

Cabir de :

Buyur ya Resulallah! (Allah’ın babama olan hitabını bildir, müjdele) dedi. Resulullah (bunun üzerine):

- Allah hicap (perde) ardından olmaksızın hiç kimse ile katiyen konuşmamıştır.Bununla beraber Allah babanla vicahen (perdesiz ve elçisiz) konuştu ve ona şöyle buyurdu:

< Ey (sevgili) kulum! Benden (ikram) iste. (Ne istersen) sana vereyim. > Baban da:

Ya Rabbim! (Arzum şudur: ) Beni diriltirsin (dünyaya iade edersin.) Ben de ikinci bir defa senin uğrunda şehid edilirim, dedi.Bunun üzerine Rab Sübhanehu ve Teala :

< İnsanların dünyaya hiç dönmeyecekleri hükmü şüphesiz benim tarafımdan önceden verilmiştir >, buyurdu. Baban :

Ya Rabbi! O halde (bizim durumumuzu) arkamda kalanlara tebliğ buyur, dedi.

Resulullah buyurdu ki :

< İşte bunun üzerine Allah Teala (meali aşağıda alınan) şu ayeti indirdi> :

< Allah uğrunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Hakikatte onlar Rabları katında dirilerdir, Cennet meyvalarından rızıklanırlar. > (Ali İmran, 169)

191) … Ebu Hureyre (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) (bir ara) şöyle buyurdu :

< Birisi diğerini öldüren iki kişiyi şüphesiz Allah rızasıyla karşılar.Her ikisi de Cennet’e girer. >

(Sahabiler buna şaşarak:
Ya Resulallah hem katil hem maktul ikisi birden nasıl Cennet’e girer? diye sorunca da Resulullah (sav) :

< Şu (müslüman) Allah yolunda çarpışarak şehid düşer (ve Cennet’e girer.) Sonra Allah katilini hidayet eder o da müslüman olur sonra Allah yolunda cihad eder ve neticede o da şehid edilir >, (diye cevap verdi.)

192) … Ebu Hureyre (ra)’den Resulullah (sav) şöyle buyurdu, dediği rivayet edilmiştir :

< Allah kıyamet günü bütün yer tabakalarını kudret eline alır.Gök (tabakalarını) da sağ eli içine dürer, büker. Sonra (mahşer halkına) : <İşte ben kainatın yegane malikiyim! Hani yer yüzünün (düzme) padişahları nerede? > diye hitap eder. >

193) … Abbas bin Abdilmuttalib (ra)’den şöyle söylediği rivayet olunmuştur :
Aralarında Resulullah (sav)’in de bulunduğu bir ısabe (cemaat) içinde bir kere Batha’da idim. Bu esnada bir bulut parçası geçti. Resulullah ona baktı.Sonra (buluta işaret ederek) :

- < Buna ne isim veriyorsunuz? > diye sordu. Oradakiler:
– Sehab, diye cevap verdiler. Resulullah (sav) :
– < Müzn de >,(deniliyor mu?) buyurdu.Onlar :
– (Evet) Müzn (ismini) de (veriyoruz) dediler. Resulullah (sav):
– < Anan de, (deniliyor mu?) > diye sordu.Ebu Bekir (ra) dedi ki orada bulunanlara:
– (Evet) Anan (adını) da (veriyoruz) dediler. Resulullah (sav):
– < Siz kendiniz ile sema (gök) arasında ne kadar mesafe bulunduğunu biliyor musunuz? > diye sordu. Onlar :
– Biz bilemeyiz,diye cevap verdiler. Resulullah (sav):
– < İşte şüphesiz sizler ile Sema arasında 71 veya 72 veya 73 yıllık mesafe vardır.Onun üstündeki (2’nci) sema da öyledir. > (Yani iki gök tabakası arasındaki mesafe de bu kadardır.) ( Resulullah yedi sema’yı böylece sayarak (her iki sema’nın arasında bu kadar mesafe bulunduğunu) bildirdi.

< Sonra yedinci gök fevkinde öyle bir deniz vardır ki onun üstü ile dibi arasındaki mesafe iki gök arasındaki mesafe kadardır.Sonra onun daha yukarısında (yapı bakımından dağ keçisinin tekesine benzeyen) öyle 8 melek bulunur ki onların çatal tırnakları ile sırtları arasında mesafe yine iki gök arası kadardır.Bu meleklerin sırtında Arş bulunur.Arş’ın da altı ile üstü arası iki gök arası kadardır. Sonra Allah Tebareke ve Teala(nın hüküm ve saltanatı) Arş’ın üstündedir. >

194) … Ebu Hureyre (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurdu, demiştir:

< Allah, gökteki meleklere bir şeyin infaz edilmesini emrettiği zaman, düz bir taş üstünde hareket ettirilen zincir sesi gibi heybetli olan bu ilahi buyruğa (korku içinde) tam manasıyla inkıyad etmek üzere melekler, kanadlarını birbirine vururlar.Kalblerinden bu korku gidince de bunlar, Cebrail, Mikail gibi mukarrabin meleklere :
Rabbiniz ne söyledi? diye sorarlar.Mukarrabin melekleri :
Allah, hak ve söz söyledi, diye Allah’ın emir ve hükmünü bildirirler ve, Allah yüce ve büyüktür, derler. Resulullah buyurdu ki :

İşte bu suretle kulak hırsızı şeytanlar, Allah’ın verdiği emir ve hükümleri işitirler.Bu esnada kulak hırsızı o şeytanlar (yerden göğe kadar) birbirlerinin üstünde (zincirleme) sıralanmış (kulak hırsızlığına hazırlanmış)lardır. Bu durumda iken en üstteki şeytan melekler arasında cereyan eden konuşmayı işitir ve bu sözleri,altındaki şeytana hemen aktarır.Bazen üstteki şeytan, işittiği haberi altındakine ve o da kahin veya sahirin diline atmadan önce bir ateş parçası üstteki şeytana erişir (ve onu yakar). Bazen de haberi alttakine ulaştırıncaya kadar ateş ona ulaşmaz.Nihayet kendisine haber ulaşan kahin veya sahir o haberle beraber yüz yalan uydurup (sağa sola söyler). Neticede gökten işitilmiş olan söz gerçekleşir.(Kahin veya sahir bunu istismar eder ve ettirir). >

195) … Ebu Musa (el-Eşari) (ra)’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: Resulullah (sav) beş hususu tebliğ etmek üzere, aramızda ayağa kalkarak (bir konuşma yaptı) ve :

< Şüphesiz Allah uyumaz.Zaten uyku onun şanına layık değildir. O, Kıst’ı (=teraziyi) aşağı indirip yukarı kaldırır.Kullarının gündüz amelinden önce gece ameli ve gece amelinden evvel gündüz ameli O’nun katına yükseltilir.O’nun görülmesini perdeliyen hicap nurdur.Eğer Allah o hicap (perdeyi) açsaydı, celal ve cemali, O’nun gördüğü bütün mahlukatını yakardı >, buyurdu.

196) … Ebu Musa (el-Eşari) (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi, Resulullah (sav) şöyle buyurdu, demiştir :

< Şüphesiz Allah uyumaz.Zaten uyku O’nun şanına layık değildir.O, kıstı,aşağı indirir, yukarı kaldırır.O’nun hicabı nurdur.Eğer Allah o hicabı açsaydı, celal ve cemali, O’nun gördüğü her şeyi yakardı. >

Sonra (Ebu Musa’dan hadisi rivayet eden) Ebu Ubeyde şu ayeti okudu <…….>
= < …. Ateş yerinde olan (Musa’ya) ve ateş etrafında bulunan meleklere bereket verildi.Alemlerin Rabbi olan Allah (her türlü eksikliklerden ve ihtiyaçtan) münezzehtir. > (Neml suresi, Karizmatik

197) …  Ebu Hureyre (ra)’den Resulullah (sav) şöyle buyurdu, dediği rivayet olunmuştur:

< Allah’ın ikram hazinesi doludur.Hiçbir (harama veya başka) şey onu eksiltmez. O, gece gündüz devamlı akar.O’nun kudret eline de Kıst (= terazi,rızık) vardır. Yükseltir,alçaltır.Resuli Ekrem (sözüne devamla) buyurdu ki:

Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günden beri infak ve ihsan buyurduğu nimetlerin mahiyetini ve miktarını bana bildirebilirmisin?Şüphesiz O’nun harcamış olduğu meblağ kudret elinde ve hazinesinde bulunan nimetlerden hiçbir şey eksiltmemiştir. >

198) … Abdullah bin Ömer (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) minber üstünde şöyle buyururken,işittim,demiştir:

< Cebbar (olan Allah kıyamet günü mülkü olan) gökleri ve yeri (kudret) eline (şöyle) alır. > Ravi Abdullah bin Ömer dedi ki: Resulullah böyle buyururken elinin parmaklarını kapadı da parmaklarını açıp kapamaya başladı.

( Resulullah sözlerine devamla şöyle buyurdu) :
< Sonra Allah buyuracak ki,Cebbar olan, ancak benim. Hani (dünyadaki) Cebbarlar nerede? Hani mütekebbirler nerede? >
Ravi Abdullah dedi ki: Resulullah bu konuşmasını yaparken sağına ve soluna eğiliyordu.Hatta baktım minber,altından yukarısına kadar öyle bir derecede sallanıyordu ki ben artık minber Resulullah (sav) ile beraber düşecek mi? diye endişelendim.

199) … En-Nevvas bin Seman El-Kilabi (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi: Ben Resulullah (sav)’den şöyle buyururken işittim, demiştir:

< Her kalb ancak Rahman’ın parmaklarından iki parmak arasındadır.Eğer dilerse (hak üzerinde) durdurur ve şayet dilerse saptırır. >

( Ravi en-Nevvas devamla: ) ve Resulullah (sav) şöyle dua ederdi. (demiştir):
< Ey kalbleri (dilediği üzerinde) sabit kılan Allah! Kalblerimizi dinin (olan İslamiyet) üzerinde sabit kıl. >
(Ravi bundan sonra da) Resulullah şöyle buyurdu, demiştir:

< Terazi Rahman’ın elindedir. Kıyamet gününe kadar bazı kavimleri yükseltir, bir kısım kavimleri de alçaltır. >

200) … Ebu Said-i Hudri (ra)’den, Resulullah (sav)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

< Allah, şu üç şeye şüphesiz yönelir,çok razı olur; Namazda (teşkil edilen) saffa, geceleyin namaza duran adama ve cihad eden kimseye. >

(Ravi dedi ki: Kanaatıma göre cihad eden kimse ile ilgili olarak) Resulullah < Ordunun arkasında (ötesinde… ) > kaydını koştu.

201) … Cabir bin Abdillah (ra)’den şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Resulullah (sav),hac mevsiminde (Mekke’ye çeşitli yerlerden gelen) insanlara kendisini takdim ederek:

< Beni kavmine götürecek kimse yok mu? Çünkü gerçekte Kureyş beni,Rabbimin kelamını tebliğ etmekten alıkoymak istediler >, buyurdu.

202) … Ebud Derda (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav), Allah Teala’nın: = < … Her gün Allah yeni bir icadadır.> buyruğu hakkında şöyle buyurdu:

< Bir günahı örtmesi, bir üzüntüyü gidermesi,bir kavmi yükseltmesi ve bir kavmi alçaltması O’nun (yeni yeni) icadlarındandır. >

203) … Cerir (bin Abdillah) (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurdu, demiştir:

< Kim iyi bir çığır açar da o çığıra gidilirse ona,açtığı çığırın sevabı verileceği gibi o yolda gidenlerin sevabının bir misli de verilecek ve bu (adam),onların sevaplarından bir şey eksiltmeyecektir.Kim kötü bir çığır açarsa ona da,açtığı çığırın günahı yükletileceği gibi o yolda gidenlerin günahlarının bir katı da yükletilecek ve bu (adam),onların günahlarını eksiltmeyecektir. >

204) … Ebu Hureyre (ra)’den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir:
Bir (fakir) adam Resulullah (sav)’in yanına geldi.Resulullah da ona yardım etmek üzere (sahabileri) teşfik etti.Bunun üzerine bir sahabi :

- Benim yanımda şöyle şöyle mal vardır, dedi (ve o malları getirip adama verdi.)

Ravi (Ebu Hureyre) dedi ki: Bunun üzerine mecliste bulunan herkes az çok bir şeyler sadaka olarak adama verdi.Bundan hemen sonra Resulullah (sav):

< Kim hayırlı bir iş yaparak (örnek olur) ve halk tarafından o hayırlı iş yapılırsa, ona yaptığı işin sevabı tam olarak verileceği gibi o hayırlı işi yapan insanların sevaplarından de verilecek ve bu (adam),onların sevaplarından bir şey eksiltmeyecektir.Kim fena bir çığır açar da o çığırda gidilirse ona da açtığı çığırın günahı tam olarak yükletileceği gibi o yolda gidenlerin günahlarından da yükletilecek ve bu (adam), onların günahlarından bir şey eksiltmeyecektir. >

205) … Enes bin Malik (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

< Her hangi bir davetçi (insanları) dalalete çağırır da ona uyulursa şüphesiz,davetine icabetle ona uyanların günahlarının bir misli kendisine verilecektir.Ve bu (adam), uyan insanların günahlarından bir şey eksiltmiyecektir. Her hangi bir davetçi (insanları) hidayete çağırır da ona uyulursa, uyan insanların sevaplarının bir misli şüphesiz ona verilecek ve bu (adam), uyanların sevaplarından bir şey eksiltmiyecektir. >

206) … Ebu Hureyre (ra)’den Resulullah (sav)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

< Kim, hidayete çağrıda bulunursa, kendisine uyanların sevaplarının bir katı ona verilecek ve bu (adam), uyanların sevaplarından bir şey eksiltmiyecektir.Kim de dalalete davet ederse, kendisine tabi olanların günahlarının bir misli ona verilecek ve bu (adam), tabi olanların günahlarından bir şey eksiltmeyecektir. >

207) … Ebu Cuhayfe (ra)’den rivayet edildiğine göre, Resulullah (sav) şöyle buyurdu, demiştir:

< Kim iyi bir çığır açar ve kendisinden sonra o çığırda gidilirse ona, kendisinin sevabı verileceği gibi,açtığı çığırda giden insanların sevaplarından hiçbir şey eksiltmeden o sevapların bir katı da verilecektir.Kim de kötü bir çığır açar ve kendisinden sonra o çığırda gidilirse,ona kendisinin günahı yükletileceği gibi,açtığı yolda gidenlerin günahlarından hiçbir şey eksiltmeden o günahların bir misli de yükletilecektir. >

208) … Ebu Hureyre (ra)’den rivayet edildiğine göre, Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

< Her hangi bir şeye çağıran her davetçi kıyamet günü durdurularak (dünyada) davet ettiği şeye olan çağrısını sürdürecektir.Yalnız bir adamı davet etmiş olsa bile kişinin durumu böyle olacaktır. >

209) … Amr İbni Avf El-Müzeni (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

< Kim benim bir sünnetimi ihya ederek insanların onunla amel etmelerine vesile olursa, o insanların kazanacağı sevaplardan hiçbir şey eksiltmeden onların sevaplarının bir katını almış olacaktır.Kim de bir bidat icat ederek onunla amel edilmesine vesile olursa, o bidat ile amel edenlerin yüklenecekleri günahlardan hiçbir şey eksiltmeden onların günahlarının bir katını yüklenmiş olacaktır. >

210) … Amr İbni Avf (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur :

< Kim benden sonra ihmal edilmiş bir sünnetimi ihya ederse, o sünnetle amel eden insanların sevaplarından hiçbir şey eksiltmeden onların sevaplarının bir mislini şüphesiz almış olacaktır.Kim de Allah ve Resulunün razı olmadıkları bir bidat’ı icad ederse o bidat ile amel eden insanların günahlarından hiçbir şey eksiltmeden onların günahlarının bir mislini yüklenmiş olacaktır. >

211) … Osman bin Affan (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

< (Şube’nin rivayetine göre) Sizin en hayırlınız, (Süfyan’ın rivayetine göre ise) sizin en faziletliniz Kuran’ı öğrenen ve öğretendir. >

212) … (Yine) Osman bin Affan (ra)’den, Resulullah (sav)’in:

< Sizin en faziletliniz Kuran’ı öğrenen ve öğretendir > buyurduğu rivayet edilmiştir.

213) … Sad bin Ebi Vakkas (ra)’den, Resulullah (sav) şöyle buyurdu dediği rivayet olunmuştur:

< Sizin en hayırlılarınız Kuran’ı öğrenenler ve öğretenlerdir. > (Senedeki bir ravi) dedi ki ve: (Bana hadisi rivayet eden zat) elimi tuttu ve beni bu oturduğum (Kuran öğretme) mevkiine oturttu,Kuran okutuyorum. >

214) … Ebu Musa el-Eşari (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

< Kuran okumayı itiyad eden (ve onunla amel eden) müminin durumu turunç (meyvesi) durumu gibidir.Tadı güzel,kokusu güzeldir.Kuran okumayı itiyad etmeyen (fakat onunla amel eden) müninin hali de hurmanın haline benzer.Tadı güzel,fakat kokusu yoktur.Kuran okuyan münafığın vaziyeti de reyhane (fesleğen otu)nun vaziyeti gibidir.Kokusu güzel fakat tadı acıdır.Kuran okumayan münafığın hali de Ebu Cehil karpuzunun haline benzer,tadı acı, kokusu da yoktur. >

215) … Enes bin Malik (ra)’den Resulullah (sav) şöyle buyurdu, dediği rivayet olunmuştur:

< Şüphesiz insanlardan Allah’a yakın olanlar vardır. > Sahabiler :
– Ya Resulallah! Allah’a yakın insanlar kimlerdir? diye sordular.Resulullah:

< Onlar Kuran ehli, Allah ehli ve Allah’ın has kullarıdır. > buyurdu.

216) … Ali bin Ebi Talib (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

< Allah, Kuran’ı okuyup hıfz eden kimseyi Cennet’e idhal eder ve Cehennem’e kesinlikle müstehak olan ev halkından on kişi hakkında şefaat etmesini kabul eder. >

217) … Ebu Hureyre (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

< Kuran’ı öğreniniz, (devamlı) okuyup (onunla amel ediniz) ve uyuyunuz (dinleniniz).Çünkü Kuran’ın durumu ile onu öğrenip hakkını ödemeye çalışan mümin’in durumu için misk dolu tuluğun durumuna benzer ki,misk’in kokusu her tarafa yayılır.Kuran’ı öğrenip,içinde Kuran bulunduğu halde uyuşup gaflete dalanın durumu da içinde misk bulunup ağzı sıkıca bağlanmış olan tuluk gibidir.(Misk’in kokusundan yararlanılmıyor.) >

218) … Amir bin Vasile Ebit Tufeyl (ra)’den şöyle dediği rivayet olunmuştur:

Nafi bin Abdil Haris (ra) Ufsan da Ömer bin el-Hattab (ra)’a rastladı. O sıralarda Ömer onu Mekke valisi tayin etmiş idi.Ömer onu Usfan’da görünce ona:

- Mekke halkı başında yerine kimi vekil bıraktın? diye sordu.
Nafi :
Onların başında İbni Ebza’yı kendime vekil bıraktım, diye cevap verdi.Bu kere Ömer :
-İbni Ebza kimdir? diye sordu.Nafi :
-İbni Ebza bizim mevalimizdendir, dedi. Ömer ;
-Sen Mekke halkı başında mevalii’den birisini mi bıraktın? diye sordu.Nafi :

- O adam gerçekten Allah Teala’nın kitabını devamlı okur (onunla amel eder), dini farzları bilir ve (hak ile) hükmeder, diye cevap verdi. Ömer:

- Biliniz ki sizin Peygamberiniz (sav) şüphesiz şöyle buyurdu:

< Allah Teala bu kitab (Kuran)la bazı kavimleri yükseltir diğer bazı kavimleri de alçaltır. >

219) … Ebu Zer(i Gıfari) (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) :

< Ey Eba Zer! Sabahleyin evinden çıkıp Kuran’dan bir ayet öğrenmen senin için yüz rekat nafile namaz kılmandan daha hayırlıdır.Yine sabahleyin evinden çıkıp mükellefin ameli ile ilgili olan veya olmayan ilimden bir babı öğrenmen (senin için) bin rekat nafile namazdan daha hayırlıdır. >

220) … Ebu Hureyre (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

< Allah (Teala) kim hakkında (büyük veya her çeşit) hayır dilerse ona İslam dini hususunda fıkıh bilgisini verir. >

221) … Muaviye bin Ebi Süfyan (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

< Hayırlı şey bir alışkanlıktır.Şerli iş de bir düşmanlıktır.Allah (Teala) kim hakkında( büyük bir) hayır dilerse ona İslam dini hususunda fıkıh bilgisini verir. >

222) … İbni Abbas (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

< Şeytan’a bir fıkıhçı(yı aldatmak) bin abid(i aldatmak)tan daha zordur. >

223) … Kesir bin Kays (ra)’den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir:
Ben Dımışk (Şam)’ın camiinde Ebud Derda (ra)’ın yanında oturuyordum. Bu esnada bir adam onun yanına gelerek:
Ey Ebud Derda! Peygamber (sav)’den rivayet ettiğini haber aldığım bir hadisi (senden dinlemek) için ben Resulullah (sav)’in şehri olan Medine(i Münevvere)den sana geldim, dedi Ebud Derda ona :

Senin (Şam’a) gelişin ticaret için değil mi? diye sordu. Adam:

Hayır! (Hadisi dinlemekten başka bir iş için değil) dedi.Ebud Derda:

Ben Resulullah (sav)’den şüphesiz şöyle buyururken işittim:

< Kim bir yola ilim aramak üzere giderse Allah onun için Cennete giden bir yolu kolaylaştırır ve şüphesiz melekler ilim öğrencisinin rızasını istedikleri(veya) ondan razı oldukları için kanadlarını indirirler.Yine şüphesiz göktekiler ve yerdekiler,hatta sudaki balıklar bile ilim talibi için istiğfar ederler.Keza gerçekte alim adamın abid kişiden üstünlüğü gök ayının diğer yıldızlardan üstünlüğü gibidir.Muhakkak,alimler peygamberlerin mirasçılarıdır.Şüphesiz Peygamberler ve altın ne de gümüşü miras bırakırlar.Peygamberler miras olarak ancak ilim bırakırlar.Bu itibarla kim, peygamberlerin mirası olan ilmi elde ederse tam bir hisse almış olur. >

224) … Enes bin Malik (ra)’den, rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

< İlim aramak her müslüman üzerine farzdır.Ehil olmayan insanların yanına ilim bırakan kimse, domuzların boynuna cevher, inci ve altın gerdanlık takan adama benzer. >

225) … Ebu Hureyre (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

< Kim bir müslümandan dünya kederlerinden bir keder giderirse Allah ondan ahiret günü  kederlerinden bir keder giderecektir.Kim de bir müslümanı örterse Allah onu dünya ve ahirette örtecektir.Ve kim bir fakir borçluya kolaylık gösterirse, Allah ona dünyada ve ahirette kolaylık gösterecektir.Kul, (din) kardeşinin yardımında olduğu müddetçe Allah da onun yardımcısıdır. Kim bir yola giderek onda ilim ararsa, bu çalışması sebebi ile Allah ona Cennet’e giden bir yolu kolaylaştıracaktır. Allah’ın evlerinden birisinde toplanıp Kuran okuyarak onu birbirine öğreten her cemaatı melekler ziyaret eder, onların etrafını dönerler, o toplumun üzerine iç huzuru ve rahatı iner, ilahi rahmet onları kaplar,katında bulunan melekler yanında Allah onları (övgü ile) anar.Ameli yüzünden geri kalan bir kimse nesebi(nin şerefi) ile sürat alamaz. >

226) … Zirr bin Hubeyş (ra) ‘den şöyle dediği rivayet edilmiştir:
Ben Safvan bin Assal el-Müradi’nin yanına uğradım.Kendisi bana:

Ne maksatla geldin? diye (geliş sebebimi sordu.) Ben:
İlmi yayarım (veya tahsil ederim),dedim.Safvan bunun üzerine:

Şüphesiz ben Resulullah (sav)’den şunu buyururken işittim:

< İlim talebi uğrunda evinden çıkan herkesin (müminin) bu davranışından melekler rıza ve hoşnutluklarını açıklamak üzere kanadlarını onun için indirirler. >

227) … Ebu Hureyre (ra)’den : Ben Resulullah (sav)’den şöyle buyururken işittim:

< Hayırlı bir şeyi öğrenmek ve öğretmekten başka hiçbir maksadı olmayarak benim mescidime gelen kimse, Allah yolunda savaşan mücahid’in mertebesindedir.Bundan başka bir niyetle (mescidime) gelen kimse de başkasına ait eşyaya bakan adam durumundadır. >

228) … Ebu Umame (ra)’den Resulullah (sav) şöyle buyurdu, dediği rivayet olunmuştur:

< Bu (din) ilmi yok edilmeden önce ona sarılmak,üzerinize borçtur.(Din) ilminin yok edilmesi,onun kaldırılmasıdır, (alimlerin ölüp tükenmesidir.) Resulullah bu arada elinin orta parmağı ile şehadet parmağını şöyle birleştirdi.Sonra buyurdu ki: Alim ve öğrencisi sevapta ortaklardır.Sair insanlarda (bu) hayır yoktur. >

229) … Abdullah bin Amr (ra)’den şöyle söylediği rivayet edilmiştir:

Resulullah (sav) bir gün odalarından birisinden çıkıp mescid’e girdi.Bu esnada iki halka (şeklinde oturmuş iki cemaat) ile karşılaştı.Bunlardan bir halka Kuran okuyor ve Allah’a dua ediyordu.Diğer halka da ilim öğreniyor ve öğretiyorlardı.Bunun üzerine Peygamber (sav):

< (Bunların) hepsi hayır üzerindedirler.Şunlar Kuran okuyorlar ve Allah’a dur ediyorlar.Eğer Allah dilerse onlara (isteklerini) verir ve dilerse vermez.(Diğer cemaata işaretle) bunlar da (ilim) öğreniyorlar ve öğretiyorlar.Ben de ancak öğretici olarak gönderildim >buyurdu ve hemen yanına oturdu.

230) … Zeyd bin Sabit (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav),şöyle buyurmuştur:

< Benim sözümü işitip de (başkasına) tebliğ eden adamın yüzünü Allah ağartsın.Çünkü fıkıh (kaynağı olan hadisleri) ezberleyen nice adamlar fıkıhçı değillerdir.Ve fıkıhçı olan nice (hadis) hafızları kendilerinden daha kuvvetli fıkıhçılara (hadisleri) iletebilirler. > (Senedeki ravilerden) Ali bin Muhammed,hadisin metninde şu fıkranın da bulunduğunu rivayet etmiştir.

< Bir müslüman kişinin kalbi, (şu) üç meziyete sahib olduğu müddetçe hiyanet,kin ve husumet beslemez.Bu meziyetler: Ameli,tam bir ihlas ile Allah için yapmak,müslümanların başındaki insanlar için hayır dilemek ve müslümanların cemaatından ayrılmamaktır. >

231) … Cübeyr bin Mutim (ra)’den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Resulullah (sav) Mina’nın dağ eteğinde ayağa kalkarak şöyle buyurdu:

< Benim sözümü işitip de (başkasına) tebliğ eden adamın yüzünü Allah ağartsın.Çünkü fıkıh (hükümlerine delil olan hadisleri) hıfzeden nice adamlar fıkıhçı değillerdir.Ve fıkıhçı olan nice (hadis) hafızları,kendilerinden daha kuvvetli fıkıhçılara (hadisleri) iletebilirler. >

232) … Abdullah (İbni Mesud) (ra)’den Resulullah (sav)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

< Bizden bir hadis işiterek onu tebliğ edenin yüzünü Allah ağartsın. Çünkü kendisine tebliğ edilmiş olacak olan nice adamlar, dirayet,anlayış ve gereğini yapmak bakımından hadisi işitenden daha kuvvetli olabilir. >

233) … Ebu Bekr (Nufey bin el-Hars) (ra)’den şöyle dediği rivayet olunmuştur: Resulullah (sav) Kurban Bayramı günü (Veda haccı esnasında Mina’da) bir hutbe irad buyurdu ve hutbenin sonunda şöyle buyurdu:

< Burada hazır olanlar,burada bulunmayanlara tebliğ etsinler.Çünkü muhakkak kendisine tebliğ edilecek olan nice adamlar (burada olup) işiten adamdan daha anlayışlı (fıkıh hükümlerini çıkarmaya daha kabiliyetli) olabilir. >

234) … Muaviye El-Kuşeyri (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurdu:

< Sözüme dikkat ediniz! Burada bulunanlar,bulunmayanlara tebliğ etsin.>

235) … (Abdullah) İbni Ömer (ra)’dan rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

< Hazır bulunanlarınız, hazır olmayanlarınıza tebliğ etsin. >

236) … Enes bin Malik (ra)’den Resulullah (sav) şöyle buyurdu, dediği rivayet edilmiştir:

< Benim sözümü işitip belledikten sonra benim tarafımdan tebliğ edenin yüzünü Allah ağartsın.Çünkü fıkıh (delillerini teşkil eden hadisleri) belleyen nice adamlar fıkıhçı olmayabilir ve nice fıkıhçılar kendilerinden daha fıkıhçı olanlara hadisleri aktarabilirler. >

237) … Enes bin Malik (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

< Şüphesiz bazı insanlar hayırlı işler için anahtar ve şer işlere karşı sürgü gibidirler.Diğer bir kısım insanlar ise (bilakis) şer işler için anahtar ve hayırlı işlere karşı sürgü gibidirler.Ne mutlu o kimseye ki Allah Teala hayırlı işlerin anahtarlarını onun eline vermiştir.Ve yazıklar olsun o kişilere ki Allah Teala şer işlerin anahtarlarını onun ellerine vermiştir. >

238) … Sehl bin Sad (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

< Şüphesiz bu hayır, hazineler dolusudur.O hazinelerinde bir takım anahtarları vardır.Ne mutlu o kula ki: Allah onu hayra anahtar ve şerre sürgü kılmıştır.Vay o kulun haline ki Allah onu şerre anahtar ve hayra sürgü kılmıştır. >

239) … Ebud Derda (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi: Ben Resulullah (sav)’den şöyle buyurduğunu işittim,demiştir:

< Şüphesiz göklerdekiler,yerdekiler,hatta denizdeki balıklar bile alim adam için istiğfar ederler. >

240) … Muaz bin Enes (ra)’den şöyle dediği rivayet olunmuştur: Şüphesiz Nebi (sav) şöyle buyurdu:

< Bir ilim öğreten kimseye, öğrettiği ilimle amel edenlerin kazandıkları sevaptan bir şey eksilmeden bir misli verilir. >

241) … Ebu Katade (ra)’den rivayet edildiğine göre: Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

< Adamın <ölüp> kendisinden geriye bıraktığı şeylerin en hayırlısı üç tanedir: Kendisine dua eden Salih çocuk, kendisine sevabı ulaşacak olan sadakai cariye ve kendisinden sonra onunla amel edilecek ilim. >

Ebul Hasan dedi ki: Ebu Hatim Muhammed bin Yezid bin Sinan er-Rehavi,Yezid bin Sinan (yani Ebu Hatim’in babası) vasıtası ile yine Zeyd bin Ebi Üneyseye ulaşan 2. bir sened ile aynı hadis rivayet edilmiştir.

242) … Ebu Hureyre (ra)’den rivayet edildiğine göre: Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

< Mümin kişinin öldükten sonra kendisine ulaşan amelinden ve hayratından birkaç tanesi: Öğrettiği ve yayınladığı ilim,geride bıraktığı Salih evlat, miras olarak bıraktığı Mushaf,yaptırdığı mescid,yolcular için inşa ettirdiği ev,akıttığı su,sağlığı tam yerinde iken malından çıkardığı sadakadır.Bunlardan hangisini işlemiş ise ölümünden sonra kendisine <onun sevabı> ulaşır. >

243) … Ebu Hureyre (ra)’den rivayet edildiğine göre: Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

< Sadakanın en faziletlisi müslüman adamın bir ilim öğrenmesi,sonrada o ilmi müslüman kardeşine öğretmesidir. >

244) … Abdullah İbni Amr (ra)’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: < Resulullah (sav) ne yaslanarak yemek yediği,ne de arkasından iki kişinin (bile) yürüdüğü görülmemiştir. >

245) …  Ebu Umame (ra)’den şöyle dediği rivayet edilmiştir:

< Resulullah (sav) çok sıcak bir gün < Bakiül Gargad> tarafına uğradı.Halk da onun arkasında yürüyordu.Resulullah,(arkasında) ayakların sesini işitince bu durum O’nun zoruna gitti ve hemen oturdu.Nihayet gelen halkı önüne geçerdi ki, kibirden en ufak bir şey onun hatırına gelmesin. >

246) … Cabir bin Abdillah (ra)’den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir:

< Nebi (sav) yürüdüğü zaman sahabiler O’nun önünde yürürlerdi ve O’nun arkasını melekler için boş bırakırlardı. >

247) … Ebu Saidi Hudri (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

< İlim talep eden topluluklar size gelecekler.Sizler onları gördüğünüz zaman onlara: Ey Resulullah (sav)’in tavsiye ettiği cemaat merhaba sizlere! deyiniz ve onları razı ediniz. >
Ben ravi el-Hakem’e: <Onları razı ediniz.> ne demektir? diye sordum.Kendisi : <Onlara ilim öğretiniz. > diye cevap verdi. >

248) … İsmail (İbni Müslim) (ra)’den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir:

Hasını Basri (ra) (Bir ara hasta olduğundan) ziyarıtine gittik.Evi ziyaretçilerle dolunca (önceden uzatmış olduğu) ayaklarını kendisine doğru çekti ve: Biz (hastalanan) Ebu Hureyre (ra)’ın ziyaretine gidip evini doldurduk.Ebu Hureyre ayaklarını kendisine doğru çekti sonra, şöyle buyurdu, dedi:

Biz bir defa Resulullah (sav)’in yanına girerek evini ziyaretçilerle doldurduk.Resulullah,yan üstü yatıyordu.Bizi görünce ayaklarını kendisine doğru çekti sonra buyurdu ki:

< Muhakkak benden sonra bir takım topluluklar sizlere gelerek ilim talep edeceklerdir.Sizler onlara merhaba edip selamlayınız ve onlara ilim öğretiniz. >

Hasan(-ı Basri) dedi ki: Bu tavsiyeye rağmen Allah’a yemin ederim biz böyle topluluklara yetiştik ki bize ne merhaba ettiler,ne de selam verdiler ve ne de ilim öğrettiler.Ancak biz onların (ayağına) kadar gittikten sonra bir şeyler alırdık.O zaman da bize cefa ediyorlar idi. >

249) … Ebu Harun El-Abdi (ra)’den şöyle dediği rivayet edilmiştir.
Biz Ebu Saidi Hudri (ra)’ın yanına uğradığımız zaman bize şöyle hitab ederdi:

Merhaba ey Resulullah (sav)’in kendileri için tavsiye ettiği insanlar! Şüphesiz Resulullah (sav) bize buyurdu ki:

< Muhakkak insanlar size tabidirler ve behemhal onlar dinde fıkıh bilgisini edinmek için dünyanın her tarafından sizin yanınıza geleceklerdir.Onlar size geldikleri zaman siz onlara hayrı tavsiye etmek isteyin.(İyiliklerini isteyiniz.) >

250) … Ebu Hureyre (ra)’den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Resulullah (sav)’in ettiği dualardan birisi de şu idi:

< Allahım! Fayda vermeyen ilimden, kabul edilmeyen duadan,korkmayan kalpden ve (dünyadan) doymayan nefisten şüphesiz sana sığınırım. >

251) … Ebu Hureyre (ra)’den şöyle dediği rivayet olunmuştur: Resulullah (sav) şöyle dua ederdi:

< Allahım! Bana öğrettiğin ilimden beni yararlandır, faydalanacağım ilmi bana öğret, ilmimi artır.Her hal (ilmimi arttırmadan önceki ve artırdıktan sonraki haller) üzerinde Allah’a hamd olsun. >

252) … Ebu Hureyre (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

< Allah rızasının kazanılması için talep edilmesi gereken bir ilmi öğrenen bir kimse, sırf dünya menfaatı için bu ilmi öğrenecek olursa kıyamet günü Cennet kokusunu bulmayacaktır. >

İbni Maceh, Ebul Hasan, Ebu Hatim, Said bin Mansur, Fuleyh bin Süleyman… yolu ile de aynı hadisi rivayet etmiştir.

253) … (Abdullah) İbni Ömer (ra)’den Peygamber (sav) şöyle buyurdu,dediği rivayet olunmuştur:

< Cahillerle ve aklı noksan olanlarla münakaşa etmek veya alimlere karşı böbürlenip övünmek, yahut da halkın teveccühünü kazanmak niyeti ile (dini) ilim talep eden kimse ateştedir. >

254) … Cabir bin Abdillah (ra)’den Nebi (sav) şöyle buyurdu,dediği rivayet olunmuştur:

< Ne alimlere karşı iftihar ve övünmek için,ne de cahillerle münakaşa etmek için ve ne de meclislerin seçkin köşelerinde yer almak için ilim talep etmeyiniz.

Bu yasağa rağmen kim böyle yaparsa ateşe (müstehaktır),ateşe (müstehaktır). >

255) … (Abdullah) İbni Abbas (ra)’dan Peygamber (sav) şöyle buyurdu, dediği rivayet olunmuştur:

< Şüphesiz benim ümmetimden bazı insanlar dinde fıkıh bilgisine sahip olduğunu idda edecekler.Kuran okuyacaklar ve diyecekler ki: Biz emirler sınıfına varıyor, dünyalıklarından yararlanıyoruz.Fakat dindarlığımız hususunda onlardan uzak durup (bu yönden bize bir zarar ilişmiyor) derler.Halbuki onların dediğinin gerçekleşmesi mümkün değildir.Katad (adındaki dikenli ve meyvesiz ağaç)dan geven dikeninden başka (bir meyve) toplamak mümkün olmadığı gibi emirlere yaklaşmaktan,bir şey toplanamaz.Ancak… >

(İbni Maceh diyor ki) Ravi Muhammed bin es-Sabbah dedi ki: Zannımca Resulullah (sav) <hataları kasdetti.>

256) … Ebu Hureyre (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav):

< Cübbül-Hüzn (veya) Cübbül Hazan’den Allah’a sığınınız>, buyurdu.

Sahabiler, Ya Resulallah!
Cübbül-Hüzn (veya Cübbül-Hazan nedir? diye sordular.Resulullah onlara cevaben:

< Cehennem’de öyle bir deredir ki Cehennem her gün dürtyüz defa ondan (Allah’a) sığınır >,buyurdu.Sahabiler:

- Ya Resulallah! Kimler bu dereye girer? diye sordular. Resulullah (sav):

< O dere, amelleri ile riyakarlık eden Kuran okuyucuları için hazırlanmıştır. Allah’ın en çok öfkelendiği kuralardan bir kısmı da şüphesiz emirleri ziyaret eden okuyuculardır,buyurdu.(Ravi) el-Muharibi dedi ki emirlerden maksat zalim olan emirlerdir. >

257) … Abdullah İbni Mesud (ra)’den şöyle söylediği rivayet edilmiştir:

Eğer ilim ehli, ilmi(n değerini) koruyup onu liyakatlı olanların yanına koymuş olsalardı,ilim sayesinde,zamanlarındaki insanların büyükleri olacaklardı.Lakin alimler,ilim vasıtası ile dünya ehlinden bir takım menfaatler sağlamak için ilmi değerlendirmeden dünya ehline mebzulen vermeye giriştiler.Bu sebeple dünya ehli yanında alimlerin değeri de düştü.Ben sizin Peygamberiniz (sav)’den şöyle buyururken işittim:

< Kim çok arzuları tek arzu –ahirete ait arzu- haline döndürürse Allah, onun dünyaya ait arzusu için yeterdir.Ve kim ki, dünya ahvali hakkındaki arzuları dağılırsa veya arzular kendisini dağıtırsa onun dünyanın hangi deresinde helak olduğuna Allah iltifat etmiyecektir. >

İbni Maceh, Ebul –Hasan’dan naklen ikinci bir sened ile de hadisi rivayet etmiştir.

258) … İbni Ömer (ra)’dan rivayet edildiğine göre Nebi (sav) şöyle buyurmuştur:

< Kim Allah’tan başka bir şey için (dini) ilim talep ederse veya o ilimle Allah rızasından başka bir maksad edinirse Cehennem’den  olan üzerine hazırlansın. >

259) … Huzeyfe (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi: Ben Resulullah (sav)’den şöyle buyururken işittim, demiştir:

< Alimlere karşı böbürlenerek övünmek veya cahillerle münakaşa etmek veyahut halkın teveccühünü kendinize çevirmek için (dini) ilim öğrenmeyiniz. Kim böyle yaparsa o kimse ateştedir. >

260) … Ebu Hureyre (ra)’den Resulullah (sav) şöyle buyurdu dediği rivayet olunmuştur:

< Kim alimlere karşı böbürlenip övünmek,cahillerle münakaşa etmek ve halkın teveccühünü kendisine yöneltmek için (dini) ilim öğrenirse Allah o kimseyi Cehenneme sokar. >

261) … Ebu Hureyre (ra)’den, Nebi (sav) şöyle buyurdu, dediği rivayet edilmiştir :

< Hıfzettiği bir ilim kendisine sorulup da onu gizleyen her adam kıyamet günü ateşten bir gem ağzına vurulmuş olduğu halde (mahşere) getirilir. >

Ebul Hasan El-Kattan dedi ki: Ebu Hatim, Ebul Velid yolu ile İmare bin Zazan’dan bize gelen rivayete göre aynı metin buyurulmuştur. >

262) … Abdurrahman bin Hürmüz El-Arac (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi Ebu Hureyre (ra)’den şöyle söylediğini işitmiştir:

Vallahi Allah Teala’nın kitabındaki iki ayet olmamış olsaydı ben O’ndan (yani Peygamber (sav)’den hayatımda hiçbir şeyi rivayet etmezdim.Allah’ın şu kavli olmasaydı;

< Şüphesiz o kimseler ki, Allah’ın kitaptan indirmiş olduğu ayetleri gizlerler ve bunun karşılığında az bir bedel alırlar. İşte onlar karınlarında ateşten başka bir şey yemezler. Allah kıyamet günü onlarla konuşmaz, onları temize çıkarmaz ve onlar için elim bir azap vardır.
Onlar öyle kimselerdir ki, hidayet mukabilinde dalaleti,mağfiret mukabilinde azabı satın almışlardır. Onları ateşe karşı bu kadar sabırlı kılan nedir? > (Bakara, 174-175)

263) … Cabir (bin Abdilla) (ra)’den Resulullah (sav) şöyle buyurdu, dediği rivayet edilmiştir:

< Bu ümmetin son (kısmı) öncekilerini lanetlediği zaman kim bildiği bir hadisi gizlerse şüphesiz Allah’ın inzal buyurduğu hükümleri gizlemiş olur. >

264) … Enes bin Malik (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi: Ben Resulullah (sav)’den şöyle buyurduğunu işittim,demiştir:

< Kendisine (dine ait) bir bilgi sorulup da bildiğini gizleyen kimse kıyamet günü ateşten bir gemle gemlendirilmiş olacaktır. >

265) … Ebu Saidi Hudri (ra)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

< Halkın din işleri hususunda Allah’ın faydalı kıldığı bir ilmi gizleyen kimseyi Allah kıyamet günü ateşten bir gem ile gemlendirir.(Ağzına ateşten imal edilmiş bir gem vurur.) >

266) … Ebu Hureyre (ra)’den Resulullah (sav) şöyle buyurdu, dediği rivayet edilmiştir:

< Kendisine sorulan bir ilmi bilip de gizleyen kimse kıyamet günü ateşten bir gem ile gemlendirilir, (ateşten bir gem ağzına vurulur.) >

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s